Category Archives: Şifalı Bitkiler

zulumba

Zulumba

(Rhizoma Zedoariae, Zingiberaceae)

Diğer Adları: Zulumba, halk arasında Mühürlü Zulumba, Zulumbat Kökü, Yer Kabuğu gibi adlarla anılır.

Botanik ve Kimyasal Özellikleri: Drog, Curcuma Zedoaria (Zingiberaceae) bitkisinin rizomlandır. Bitki, Hindistan, Endonezya, Seylan’da bulunur. Bileşiminde % 1.5 oranında uçucu yağ vardır. Uçucu yağda Camphen, scskiterpenalkol, bomeol ve cineol bulunur.

Kullanılışı: Zulumba, halk arasında basur, mide hastalıkları ve ekzema tedavisinde kullanılır. İlk kodekslerimizden Düstur al-Edviye’de (1874) kayıtlı olan zulumba, bugün olduğu kadar eskiden de Mısır çarşısında kanlı basuru kesici olarak satılırdı.

Geleneksel Halk Reçeteleri:

1- Basur ve mide hastalıklarında zulumba alınır ve dövüldükten sonra 200 gr. nöbet şekeri ile karıştırılır, karışımdan sabahları aç karına bir kaşık hastaya verilir.
2- Ekzema tedavisinde bir miktar zulumba alınır, hafifçe kavrulur ve değirmende dövülür. Asit borik, vazelin ve gliserinle karıştırılarak ekzemalı yere sürülür.

zirnik

Zırnık

(Sodii Sulphur)

Kimyasal Özellikleri: Drog, sodyum sülfür yapısındadır. Sodyum karbonat ile kükürtü hafif ısıtarak hazırlanır. Renksiz billurlardır.

Kullanılışı: Bronşit tedavisinde kullanılır. Ayrıca depilatuvar olarak bilinir.

Zırnık bugün olduğu kadar eskiden de Mısır Çarşısı’nda satılırdı. 1774 tarihli bir aktariye defterinde Dövülmüş zırnık ve Taş zırnık adları ile kayıtlı iki cins zırnık vardır.

Geleneksel Halk Reçeteleri:

1-  Bronşit tedavisinde, az miktarda dövülmüş zırnık, 1 kg. balla karıştırılır ve hastaya yedirilir.
2-  Bir miktar dövülmüş zırnık baryum sülfat veya sönmüş kireçle karıştırılıp depilatuvar olarak kullanılır.

Modern Tıptaki Yeri: Gerçekten de sodyum sülfür bronşit, deri hastalıkları ve romatizma tedavisinde bugünkü tıpta da kullanılır. Bronşitte 0.02-0.05 gr. dozlarda kullanılır.

zerdecop

Zerdeçöp

(Rhizoma Curcumae, Zingiberaceae)

Diğer Adları: Halk arasında Kürküme adıyla da bilinir.

Botanik ve Kimyasal Özellikleri: Drog, Curcuma domestica (Zingiberaceae) bitkisinin rizomlandır. Bitki, Endonezya, Çin ve Eündistan’da bulunur. Rizomlar 1.4 cm. kalınlıktadır. Bileşiminde % 3-5 uçucu yağ, cüretimin bulunur. Uçucu yağda turmeron vardır.

Kullanılışı: Zerdeçöp, baharat makamında ve kuvvet verici, midevi olarak ve karaciğer bozukluklarında kullanılır. Ayrıca saç boyamada da yeri vardır.

Zerdeçöp, eski devirlerdenberi kullanılmaktadır. Eski Mezopotamya’da baharat olarak bilinirdi. XVT. yüzyılda Nidaı çocukların soğuk algınlığında, droğun dövülüp su ile karıştırılmış şeklinin karın ve gövdeye sürüldüğünü yazmaktadır. XIX. yüzyılda yazılmış kodekslerimizden Düstur al-Edviye’de (1874) kayıtlı olan zerdeçöp bugün olduğu kadar eskiden de Mısır çarşısında satılırdı. Drog, 1774 tarihli bir aktariye defterinde zerdeçav adı ile yazılı bulunmaktadır.

Geleneksel Halk Reçetesi:

1) 250 gr. zerdeçöp, 1 kg. balla karıştırılır ve bu karışımdan hastaya sabah, öğle akşam birer tatlı kaşığı midevi ve kuvvet verici olarak verilir.

zencefil

Zencefil

(Rhizoma Zingiberis, Zingiberaceae)

Diğer Adları: Zencefilin (zencefil kökünün) bugün gerek diğer dillerde, gerekse Türkçede çeşidi adlan vardır. Türkiye’de halk arasında zencefil, zencebil, kök zencefil gibi adlarla anılan bir drog, İngilizce ginger, Fransızca gingentre, İspanyolca jenjibre, Almanca Ingwer, Latince Zingiber olarak bilinir. Modern Hindistanda taze zencefil, ada, adrak veya adrakam gibi adlarla anılır. Kuru zencefil ise zurumbahe olarak kullanılır. Arapçada ise bu halk ilacı zanjabil olarak bilinir. Ayrıca yabani zencefil Arapçada zurumbad anlamına gelir.

Zencefil eski çağlarda da bazı adlarla anılırdı. Örneğin eski Mısır’da Irq al-kafur olarak adlandırılırdı.

Yine eski İran bu ilaca zurumba veya zurabahe adını verirdi. Eski İsrail’de ise baharat zengwill adıyla anılırdı.

Botanik ve Kimyasal Özellikleri: Zencefilin elde edildiği (Zingiber officinale Roscoe), (Zingiberaceae), 100 cm. yükseklikte kamış görünüşünde, çok yıllık, otsu bir bitkidir. Bu bitkinin yaprakları mızrak biçiminde, sivri uçlu, tarçın kokulu, çiçekleri ise sarı renklidir. Yurdu Güney Asya olan bitki, birçok tropikal ülkede (Hindistan, Güney Asya Adaları, Ban Afrika v.b.’ları) ekilir. İstanbul’da süs bitkisi olarak da yetiştirilmektedir. Bu bitkiden elde edilen ve bir rizom olan zencefil droğu ise (yeraltı gövdesi) 7-15 cm. uzunluğunda, 1-1,5 cm. kalınlığında, dallı, yassı ve esmer gri parçalardır. Droğun kokusu kuvvetii ve hoş tadı, ise batıcıdır. Halkın kullandığı zencefil, genelde marketlerde veya aktarlardan alınan ve mutfaklarda bir baharat şişesi içinde bulunan kahverengimsi-san bir toz olup kokusu kuvvetii ve hoş, tadı ise batıcıdır. Yine aktarlarda koyu sarı renkli yumrular halinde de zencefil rizomu satılmaktadır. Zencefil bitkisiyle botanik akrabalığı olan yakın zencefil türleri de vardır. Bu türler, Zingiber grubu olarak bilinir. Bunlardan Zingiber Cassumunar, bugün Hint’te ve Tayland’da Orman zencefili olarak tanınır. Hint tıbbında diareye ve koliğe karşı kullanılır. Bu bitki gerçek zencefil bitkisine çok benzer ve Tayland’da phlai adı ile anılır. Diğer bir zencefil cinsi olan Zingiber zerrumber ise Asya’da çok geniş ekilir. Genellikle öksürüğe, mide ağrılarına ve deri hastalıklarına karşı kullanılır. Yine Japon Zencefili olarak bilinen Zingiber mioga gerçek zencefil yerine kullanılabilir. Zingiber alatum ve Zingiber Chrysenthum ise Asya zencefillerinin diğer cinsleridirler. Zencefile çok yakın bir diğer bitki de turmeric olup Latince Curcuma langa L.’dir. Zencefile nazaran aromatik kokusu daha az olan bu bitki, keskin sarı renklidir. Turmeric önemli bir hint baharatı ve ilacıdır. Özellikle deri hastalıklarında antibakteriyel olarak kullanılır. Bu drogdan yapılan pomat, enfeksiyonlu veya ekzamalı deri bölgesine konur. Bu pomat, yara ve kesiklerde de kullanılır. Bugün Hindistan’da, lokantalarda sandal odunuyla karıştırılmış bir turmeric çorbası yapılır ve bu çorba çok ucuz olup, halk arasında oldukça popülerdir. Turmeric, özellikle mide enfeksiyonları tedavisinde yararlıdır. Çünkü turmeric’in içinde curcumin denen san bir madde vardır. Nitekim bu madde kuvvetli iltihap gidericidir ve kortizon maddesinin rakibi olarak tanımlanabilir. İçerden yaralarda, karaciğer fonksiyonlarını düzeltmede, safra taşlarını çözmede, dismenorede ve urogenital sistem iltihaplarında kullanılır. Zencefil ailesine mensup olan iki bitki daha vardır. Bunlardan biri Alpinia galango (galangal) ve alpinia officinarum’dur. Galangal, aromatik kokulu olup yüzlerce yıldır Avrupada kullanılır. Araplar tarafından Avrupaya getirilen bu bitki, Avrupada, Ortadoğu ve Hindistan’da aromatik çayların bileşimine girer.

Zencefil bitkisi sıcak iklimlerde yetişir ve nemli toprak sever. Bu bakımdan iklimi sıcak olan Hindistan, Avustralya, Jamaika, Çin ve Nijerya gibi ülkelerde ilkbaharda da ekimi yapılır. Ancak İngiltere’nin Güneyinde  hazır seralarda yetiştirilmeğe  başlandı. Hindistan’da çok sayıda Zencefil çiftliği vardır.

Zencefil kökünün bileşiminde bazı önemli maddeler bulunur. Taze zencefilde % 80 su, % 2-3 protein % 1 yağ, % 12 nişasta, % 1-2 mineraller (kalsiyum, fosfor ve demir), bazı B vitaminleri (Thiamine, Riboflavin ve niacin gibi) ve C vitamini bulunur. Kuru zencefilde ise su oranı % 10′dur. Zencefilin özel komponentleri iki gruba ayrılır: birincisi uçucu yağ, ikincisi ise reçinedir. Zencefil bitkisinin rizomundan çıkarılırlar. Bunun için rizom, alkol veya eter gibi özel solventlerle ekstre olur. Zencefilin bileşimindeki uçucu yağda % 0.4 pirene, çok az oranda car-3-ene ve cu-mene, % 1.1 camphene, % 0.2 B pinene, % 0.1 myrcene, % 1.3-1.8 cineole, % 1.3 b-phellandrene çok az 2-heptanol, % 0.1 p-cymene, % 0.1 metliyi heptenone, % 0.1 nonanal, 90.2 decanal, % 1.3 linalool, % 0.1 geraniol, % 1.4 -selinene, % 1 b-elemene % 0.2 b-bisa-bolene, % 35.6 b-Zingiberene, % 17.7 arcurcumene, % 9.8 b-farnesene bulunur. Ayrıca yağa limonsu aroma veren geraniol (% 0.1), limonene, % 1.2, neral (% 0.8) gibi maddeler de bulunur. Eğer zencefil güneşte kurutulursa kimyasında bozukluklar olabilir. Bu bakımdan kurutmanın özel ortamlarda yapılması gerekir. Zencefilin yağı bitkinin farklı yerlerde yetişmesine göre değişik aromalara sahiptir. Hint zencefil yağının, % 70′i zİngibarenedir. Japon zencefil yağında bu maddenin miktarı daha azdır. Çin zencefil yağı aromatik kokuludur. Nijerya zencefil yağı keskin tatda ve kafur kokusundadır. Yağlar zamana bağlı olarak da değişimler gösterebilirler. Bilindiği gibi depolama işlemi besinlerin tadarını değiştirmektedir.

Zencefilden reçine (resin) elde etmek için distilasyon usulü kullanılır. Nitekim 1879′da Thresh, asetonla zencefilin ekstraksiyonunu yaptı. Asetonda çözülen kısım acı tatda, koyu kahverengi, yağsı pasta kıvamında bir reçineydi. Yine aynı araştıncı bu yolla zencefilden gingerol denilen maddeyi elde etti. Bundan 40 yıl sonra ise Japon bilim adamı Dr. Nomura, reçinedeki zingerone ve shogaol (acılı madde) denen maddeleri buldu. Yine reçinede, Gingerol, shogaol hexa hydrocurcumin, gingerdiol, desmethyl hexa hydro curcumin, paradol, gingerone ve ginger diore vardır.

Zencefilin bileşiminde bulunan bir iki madde diete yardım eder. Bunlardan protease katalitik bir madde olup eti sindirir. Zencefil besinlerin oksidasyonlarını önlemekte en iyi baharattır. Kan damarlarındaki kolesterolün yükselmesini önler. Kolesterol okside olmadığı zaman daha kolay çıkarılır.

Japonya’daki Kyoto Eczacılık Fakültesinde çalışan bilim adamları zencefilin kusma ve bulantıyı önlediğini incelediler. Çünkü zencefildeki reçine bu konuda etkilidir. Ayrıca Dr. Johli Yamahara ve arkadaşları daha da ileri giderek reçineyi komponentlere ayırdılar ve test uygulayarak onun bu etkisinin içindeki gingerolden ileri geldiğini buldular. Çünkü bu madde safra bezi ve karaciğeri stimüle etmektedir. Zencefil, prostoglandinlerin yapımını durdurur, dolaşıma etki eder ve organizmayı ısıtır.

Geleneksel tıp uygulamalarına göre taze zencefil daha iyi bir tedavi edicidir. Ancak modern tıp, tedavide kuru zencefilin kullanılmasını önerir. Kum zencefil mide problemlerine yardımcı bir drog olduğu gibi, iltihap giderici, kolesterol düzeyini düşürücü etkilere de sahiptir.

Tadı acı olan zencefil cinsleri tedavilerde daha etkili olmaktadır. Afrika ve Hint zencefilleri böyledir. İngiliz Farmakopesi, Jamaica Zencefilinin öksürük şuruplarının bileşimine konulmasını önerir. Ancak Jamaica Zencefili diğer zencefil cinslerinden daha pahalı ve daha az etkilidir.

Burada bir soru akla gelmektedir. Bir şişe zencefil kapsülü veya tabletinde gerekli aktif maddelerin olup olmadığım nasıl anlayabiliz? Nitekim bir imalatçının zencefil tabletlerinde bol oranda gingerol ve diğer acılı maddelerin bulunduğundan emin olması gerekir. Eğer imalatçının bu durumu kontrol etmek için analiz araç ve gereçleri yoksa, bu analizin yapılmasını, zencefil tozu veya zencefil ekstresi sağlayandan isteyebiliriz.

İsrailli botanikçi Kiryat Shemone aktif maddeleri yeterli oranda içinde bulunduran zencefil ekstresi yapmaktadır. Yine Amerika Birleşik Devleüerinde Baltsville’de Ziraat Departmanında çalışan Dr. James A. Duke, tıbbi bitkilerin üzerinde inceleme yapan bir uzman olup zencefil üzerinde de çalıştı.

Kullanılışı: Zencefil hem bir baharat, hem de geleneksel tedavilerde kullanılan bir ilaçtır.

Soğuk algınlığında öksürükde, midevi olarak, kuvvet verici ve kusma ve bulantıyı giderici amaçlarla kullanılır. Ayrıca basur tedavisinde de yeri vardır.

Zencefil, antik çağlardanberi hem batıda, hem de doğuda çok revaçta olan bir maddedir. Vatanı Güney Asya olan zencefil bitkisinden bazı eski Hint tıp kitapları sözetti. Nitekim eski Hint tıbbı’nı üç döneme ayırabiliriz: 1) Ayurvedic Tıp: Veda denen kutsal kitaplara dayanır. 2) Unani veya Yunani Tıp: Büyük İskender (M.Ö. 356-323) ve sonraları İslami akım ile eski Hintte görülen dönemdir. 3) İslam Tıbbı: Hint tıbbı İslama etkili olarak birçok Hint Tıp eserleri Arapçaya çevrildi.

Ayurvedic tıbbın dayandığı Veda denen kutsal kitaplar olan Rig Veda (M.Ö. 1500) mistik tedavilerden, Ayur Veda (M.Ö. 700) ise maddi tedavi olan droglarla tedaviden sözeder. Yine bu dönemde önemli bir Sanskritce tıbbi yazma olan Susruta, Ayur Veda’ya dayanılarak yazıldı. Buda dönemine ait olan bu yapıtta (M.Ö. 622-542) altı bölüm vardır ki bunlar arasında cerrahi aletler, tam usulleri, anatomi, İç hastalıkları tedavisi, zehir ve panzehirler, kulak ve göz hastalıkları gibi bölümler bulunur. Susruta’mn bir özeti olan Sharaka ise M.S. 1. yüzyıla aittir.

Eski Hintte Ayurvedic Tıp, Hastalık ve sağlık konularını inceledi. Buna göre toprak, hava, ateş, su ve yer, evreni oluşturan beş elementtir. Daha sonra eski Yunana geçen bu bilgiler Batıya da etki ettiler. Toprak, katılığı, ateş, enerjiyi, su, cazibeyi, hava, yaşamı ve hareketi, yer, geri plam verir. Organizmada da buna karşılık sarı safra, balgam, kan gibi sıvılar vardır. Bu sıvılar arasındaki dengesizlik hastalık yapardı. Eski Hintten günümüze gelen belgelere göre, Veta, havayı, Pıtta, ateşi, Kapha, suyu simgelerdi ve bunlar bazı insan tiplerine karşılıktı. Ayur Veda (M.Ö. 700) adlı tıbbi kitapta bu konuda geniş bilgiler vardır. Nitekim insan tipleri şöyle ayrılırdı:

1) Veta tipindeki insan: Bu tip, uzun boylu, ince yapılı, kum derili, hızlı konuşan, sinirli, romatizmal şikayetleri olan bir kişidir. Eğer bu tipteki insana zencefilli ilaçlar verilirse mide ve barsak hastalıklarına iyi gelir.
2) Pita Tipindeki İnsan: Bu tip, orta boylu, çok terleyen, sakin yapılı, kuvvetli iştahı olan biridir. Bu tipde, karaciğer rahatsızlıkları, ülser ve deri hastalıkları olabilir. Bu tiplere kimyon, kişniş veya rezene verilebilir.
3) Kapha Tipindeki insan: Bu tip, kaim derili, yavaş konuşan uykusu ağır bir kimsedir. Bu tip, kulak, burun, boğaz hastalıklarına daha çok yakalanır. Diare ve barsak bozuklukları olur. Zencefil, Özellikle bu tipler için çok iyi bir ilaçtır. Yani zencefil, diet besinlere konursa organizmanın su dengesini korur, şişmanlığı önler. Tıbbi besinleri dengeler. Ayur Veda’ya göre zencefil, biber veya hardaldan daha iyidir.

Ayur Veda’da yazılı olan önemli bir kavram da agnı idi ki bu deyim metabolic ateş anlamına gelir. Eğer alınan besinler, organizmada normal olarak sindirilirse Ama adı verilen toksinler oluşmaz. Ancak kolesterollü arterlerde Ama deposu olur.

Ayur Veda’ya göre, tedavide bazı bitkiler, masaj uygulamaları, mineraller v.s. kullanılmalıdır. Eski Çin tıbbında 6 cins tat kabul edilirdi. Bu görüş Ayur-Ve-da’da da vardır. Nitekim bitkiler, tatları ile sınıflandırılır. Tadı besinler (meyan kökü, hünnab, incir v.s.) laksatif, besleyici ve vücut bağışıklığım destekleyicidir. Tuzlu besinler (deniz yosunu v.s.), sindirimi kuv veüendirici ve müshil etkidedirler. Ekşi besinler (limon, yoğurt, hindibağ, sirke v.s.) susuzluğu giderici, besleyicidirler.

Acı besinler, (zencefil, sarımsak, v.b.ları), vücut sistemlerini geliştirirler, organizmadan fazla sıvıları atarlar. Metabolizmayı düzenlerler. Acı besinler (sarı-sabır, pelinotu v.s) iltihabı giderirler. Bağışıklığı kuvvetlendirirler. Yine büzücü (astrenjan) tatta olan besinler (çilek, karnıyarık v.b.ları) kanamaları durdururlar, yaraları iyileştirirler ve diareyi önlerler.

Eski Hint’te Ayur-Veda’da zencefilden, keskin kokulu, orta derecede acı tatda mükemmel bir drog olarak sözedilir. Ayur-Veda’ya göre, zencefil, iç organları kuvvedendirir, sindirim sistemini düzenler. O dönemde metabolik ateş, olarak bilinen agni, organizmada bazı semptomlara neden olur. Bu semptomlar arasında, kabızlık, dolaşım bozukluğu, zayıflık, soğuk algınlığı, şişmanlık vardır. Zencefil, bu problemlerin en iyi ilacıdır. Eğer agni düzeltilirse, ama adı verilen toksinler tahrip edilir. Böylece zehirler ve sindirilmemiş ürünler organizmadan atılırlar. Sonuç olarak allerjik durumlar, damar serdiği v.b.’ları gibi rahatsızlıklar tedavi edilirler. Ayur-Veda’da limonlu zencefil çayımn bu tip rahatsızlıklara çok iyi geldiği ve bu ilacın mideyi herhangi bir ilacın zararına karşı koruduğu da yazılıdır.

Zencefil Eski Çin’de de bilinen bir baharat ve halk ilacı idi.

Shenn Nung’un M.Ö. 3217′de yazdığı Pen Tschao Tching adlı kitabında zencefilden sözedilir.

Bu kitapda birçok madeni ve bitkisel ilaç vardı. Bu kitap, eski Çin’in önemli bir farmakopesidir. Yine Çin’li düşünür Konfüçyüs (Confucius)’un Lichi (Book of Rites) adlı kitabında, zencefil hakkında şu bilgiler vardır: “Çinliler sığırı ızgara yapmak için döverler, derisini çıkarırlar. Daha sonra zencefil, tuz katar ve buz koyarlar. Kuruyunca yerler.” Zencefil bu ülkede balığın korunması için de biber ve tuzlu fasulye ile beraber kullanılırdı.

Eski Çin’de Tang Sülalesi (M.S. 618-917) zamanında, besinlerin sirke ve zencefil ile kurutulması çok uygulanan bir usuldür. Eski Çinliler zencefili balla tadan dindardı. Marco Polo, Ortaçağlarda, Çin’e gittiği zaman balla tatlandırılmış zencefil preparatlarının satıldığını gördü. Yine pirinç veya darıdan yapılan şaraplar, zencefil veya biber, nar çiçekleri ve safran konularak baharaüandırılırlardı. Ayrıca Çinli tüccarlar Hindistanı ziyaret ederek zencefil hakkında bazı bilgiler aldılar ve zencefil ve diğer bazı baharatiarın elde edildiği bitkileri odundan tüplerde yetiştirmeğe başladılar. Eski Cinde hem baharat, hem de ilaç olarak kullanılan zencefil, bugün de yine aynı gayelerle bu ülkede revaçtadır. Nitekim Kuzey Çin’de eder ve balıklar için hazırlanan sosların içine baharat olarak girer. Güneyde ise zencefil bitkisi daha çok bir sebze gibi kullanılır ve bütün et yemeklerinde vardır. Zencefil bugün Hong Kong’da çeşidi mabetierde sunulur. Zencefil o dönemlerde Doğu ticaret dünyasında çok bilinirdi.

Nitekim bu baharat, Hindistamn Malabar kıyısında Arap limanlarına gemilerle gelir ve buradan kervanlara Mısır’a ve batıya geçerdi.

Eski Yunan’da ise, Yunanlı düşünür Pythagoras (M.Ö. 580-498), bu droğu sindirimi düzenleyici olarak kabul etti.

Eski Roma’ya gelince bu ülke, baharatı, Ortadoğu ve Hintten alırdı. Bunun için arap simsarları kullanılırdı. Gaius Pliny, M.S. 77′de yazdığı Natural History (Doğu Tarihi) adlı kitabın 12. ve 14. kısımlarında, zencefil hakkında şu bilgileri verir. “Zencefil, yakın doğudaki çiftliklerde yetişir. Şiddetli baharattır.” Nitekim Pliny’nin yaşadığı dönemde zencefil, Yemenden getirilirdi. Zencefil, Eski Roma’ya Seylan’dan da gelirdi. Nitekim bu ülkeden zencefil yanında, bal, prinç, alnır, gümüş v.b.’ları gibi diğer bazı ticaret malları getirilirdi. Ünlü Romalı yazar, Apicius’un M.S. 1. yüzyılda Roma’da yazdığı yemek kitabında, 6 reçete vardır. Bu reçetelerin terkibinde zencefil bulunur. Yine Romalı askeri hekimler zencefili orduda tedavi için kullandılar.

Roma imparatorluğunun yıkılmasıyla bu baharatın ticaretinde bir düşme olmadı. Nitekim Hristiyanlığın yayılmasıyla beraber din adamlan da bu droğu doğudan getirttiler. 7. ve 8. yüzyıllarda Fransa’da Marsilya limanı baharat ticareti için önemli bir yerdi. 9. yüzyılda kuzeydoğu Fransa’da Cambrai’deki pazarda birçok baharatın arasında zencefil de revaçta bir drogdu ve Corbie keşişleri bunları satın alırlardı. Bu pazardaki baharatlardan bazıları biber, zencefil, tarçın, kimyon, kekik, karanfil, adaçayı ve mastix ve diğerleridir.

Yine Avrupa’da Dr. Arnold (1235-1311), Liber de Vinis adlı kitabında, zencefilden: “Zencefil ve tarçın kabuğu şarapla distile edilir. Elde edilen distilasyon ürünü felç tedavisinde ve yüz bakımında kullanılır.” Diye sözeder. Bu arada 16. yüzyıl başlarında Portekizliler baharat ticaretini kontrol ettiler ve Hindistan’ın Malabar kıyısındaki Goa’yı fethettiler. Daha sonra İspanyollar da zencefil ticaretine başladılar. Hollandalı ve ingilizler ise Malezya ve Hint ticaretini ellerinde tutmaktaydılar. Daha sonra baharat Londra’ya Süveyş Kanalı yoluyla geldi ve böylece Londra, büyük bir baharat merkezi oldu.

Zencefil biberle yakınlığı olan bir baharattı. Nitekim Asya ve Avrupa arasındaki baharat ticaretinde biber, birinci, zencefil, ikinci geliyordu. O dönemlerde toplumda büyük bir değeri olan baharatların fiyatları da yüksektir.

Ortaçağa İslam dünyasında zencefil çok kullanıldı. Bu drog Önemli bir ilaçtı ve aynı zamanda aktüel bir ticaret maddesiydi. Bir aristokrat olan Arap tüccarları bu maddenin ticaretini, geniş ölçüde ellerinde tutuyorlardı. Nitekim bu tüccarlar, Hindistan’ın Malabar kıyısında, Cochin, Kalküta ve Quilonda zencefil ticareti yaptılar. Tudela’lı Benjamin 1160-1173′de İspanya’dan buralara geldi ve gördüklerini şöyle açıkladı. “Güneşe tapanların ülkesi olan Quilon’da 7 gün seyahat ettim. Buradaki insanlar siyah renkliydi. Buraya gelen tüccarların adları kralın adamları tarafından kaydedilir. Buralarda biber, zencefil, tarçın ve diğer baharatlar yetişir.” Bu düşünürün verdikleri bilgiler, bize İslam dünyasının zencefile verdiği Önemi belirtmektedirler.

Ortaçağ İslam Dünyasında birçok yazar, kitaplarında zencefilin tedavi değerini açıkladılar. Ortaçağın ünlü yazarı Ebu Musa Cabir b. Hayyan (720-813) bitkisel maddelerden El-iksir yapılması için mercan, zeyün, sütleğen, hıyar, sumak, safran, gül, yasemin, hardal, zencefil, darı, armut, tançın gibi maddeler kullandı. Yine zencefil, İslam Dünyasında yolcuların yemeklerine baharat olarak konulurdu. Ünlü İslam düşünürü Abu Yusuf Yakub İbn-i İshaq al-Kindi (800-870), yazdığı Akrabadin adlı eserinde, zencefili boğaz ve kulak ağrısı ile ilgili bir reçetede kullandı, Yazar, bu konuda: “Sarı myrobalan, siyah myrobalan, mazı meşesi, sumak, demirhindi, zencefil, tuz ve Suriye narı toz edilir ve (belli miktarda) karıştırılır ve bu karışımla hasta tedavi edilir” diye sözeder. Yine aynı yazarın, bu hastalık için verdiği diğer bir terkip de şudur: Taze çiğdem 0.5 miskal, Mekke kına yaprağı, 1 miskal, biber, 1 miskal, uzun biber, 1 miskal, tarçın, 1 miskal, Hint kimyonu 1 miskal, tuz 0.5 miskal. Bu maddeler ipek bir bez kevgirden süzülür, bir havana konur, dövülüp toz edilir ve karıştırılır. Karışım 5 dirhem balla yoğrulur. Yemeklerden sonra hastaya verilir. Bu ilaç hastalığın başlangıcında kullanılırsa hastalığı hemen geçirir. Ayrıca Ortaçağ İslam dünyasının en büyük hekimlerinden İbn-i Sina (980-1037)’da Kanun adlı kitabında, alkol alan kişilerin rahatsızlıklarına karşı bazı önlemler düşündü. İbn-i Sina’ya göre alkol alan kişilerin midesinde üşüme olursa zencefil, karanfil ve portakal kabuğu tadı olarak yenebilir. Aym yazar, yaşlı kişilere saklanmış zencefil ve diğer sıcak reçeller verilebileceğini belirtti. Bu tip besinler sindirime yararlıdırlar. Ancak bunların vücudu ısıtacak miktarda yenmeleri gerekir. Yine Ortaçağda ünlü

Türk İslam Hekimi Ebu Reyhan Birimi (973-1051)’nin yazdığı Kitab al-Saydala: adlı eserde, farmakolojik bazı bilgiler vardır ve kitabın önsözünden sonra alfabetik olarak düzenlenmiş olan metinde birçok drog bulunur. Bu droglar arasında zencefil de vardır.

Bütün bunlardan başka Kahireli Al-Sayuti, 15. yüzyılda, The Medicine of the Prophet (Peygamber Tıbbı) adlı bir kitap yazdı. Bu kitapta, zencefil hakkında şunlar yazılıdır. “Zencefil üçüncü derecede sıcak ve kurudur. Rutubet taşır. Gazları gidererek sindirime yardımcı olur. İnsanda zayıflama görülürse zencefille kuvvetlenir. Balgam giderir.”

Zencefil önemli bir baharat ve ilaç olarak TürkiyeMe macun denilen preparatların da bileşimine girerdi. Osmanlı İmparatorluğunda Topkapı Sarayında hekimbaşıları ve yanlarında çalışan diğer hekim cerrah, kehhal (göz hekimi) ve eczacılar, hem sarayın, hem de halkın sağlığı ile ilgilenirlerdi. Sarayda hazırlanan ilaçlar da çok ünlüydü ve halk da bunlara rağbet ederdi. Bu ilaçlar arasında, kırmız, hazine yağı, bazı macunlar ve şerbeüer vardı. Zencefil de bir baharat ve ilaç olarak kırmız ve macunların bileşimine girerdi. Macunlar çeşidi şekilde hazırlanırdı. Bunlar arasında Padişah Kuvvet Macunlan önemliydi. Nitekim macun tipi preparatlar bugünün ubbında da kullanılmakta olup tarihi, antik çağlara kadar gider. Şerbetler de cinslerine göre, özelliklerinden yararlanılan terkiplerdi. Özellikle Topkapı Sarayında bu cins ilaçlar çok yapılır ve bunların hazırlanması merasime tabi olurdu. Padişaha ait ilaçlar başlalanın huzuranda ve hekimbaşı tarafından hazırlanırdı. Sonra süslü kaplara konur, üzerleri kumaşla 90] lirdi. Başlala ile birlikte hekimbaşı tarafından mühürll nerek takdim olunurdu. Bu ilaçlardan kırmız, bir ıı/, man önderliğinde, endemnda, ilkbaharda yapılmadı başlanır ve özenle hazırlanırdı. Halk, kırmız’ı saray mensuplarına başvurarak saraydan elde edebilirdi. Kırmız, dışarda yapılmaz ve satılmazdı.

Kırmızın bileşiminde zencefil de vardı. Kırmızın hazırlanması genellikle şöyledir: Gelincik çiçeği (5 okka) yakılır. İçi sırlı büyük bir kavanoza konur ve üzerine 1500 tane limon sıkılırdı. Karışımın kabarmaması için arasıra kanştırılır ve 40 gün bekletilirdi. Daha sonra bunun için kırmız, (50 dirhem), lacivert çivit, ağaç kavunu çekirdeği, şeftali çekirdeği, ak zencefil, hindistan cevizi, sarımsak, papatya, pelin, biberiye, şahtere, ekşi nar kabuğu, oğul otu, beşer dirhem, maştaki, tatlı turunç kabuğu hünnab kurusu, gül kurusu, tarçın, deniz kadayıfı, limon çiçeği, sinameki, girit bademi, havlıcan, mercan kökü, ak zambak, onar dirhem, yeni bahar, adaçayı, yirmibeşer dirhem, yasemin çiçeği, hatmi çiçeği, ıhlamur, kantaron, nane, yirmibeşer dirhem, kebabiye, anason, çörekotu, altınbaş tiryak, mahmudiye, şeftali çiçeği, rezone, ağaç salkımı çiçeği beşer dirhem, öd ağacı, hint yağı, dörder dirhem, ak amber, iki dirhem, şeker, üç okka, gül suyu, bir okka, çiçek suyu, 200 dirhem, süzülmüş bal, 100 dirhem,
şam nöbet şekeri, 100 dirhem, sümüklü böcek, dokuz tane gibi droglar konur ve güneşde yedi ay tutulurdu. Daha sonra kanşım süzülür ve şişelere konurdu. Kırmız, saraya karşı kullanıldığı gibi, kalbi kuvvetlendirir, yine bayılmağa karşı kullanıldığı gibi vücudu kavvetlendiriciydi.

Bir diğer saray ilacı da hazine yağı idi. Bu ilaç, içinde hatmi ve zeytinyağı da bulunan 46 maddeden yapılırdı. Bu yağa Necati Efendi Yağı denirdi. İncilmeler ve ağrılara karşı kullanılırdı. Yine sarayda zülüf yağı denen yağ da yapılırdı.

Zencefil, sarayda hazırlanan ve halk arasında tanınmış bazı macunların içine girerdi. Sarayda iki çeşit macun yapılırdı. Bunların bir kısmı hekimin önerisi ile belli miktarda alınması gereken macunlardı. Diğeri ise kuvvet macunları denen özellikle padişahların kullandığı preparatlardı. Bunlar yıllar boyu, aktarlar tarafından da yapılmış ve bugün de yapılmaktadırlar. Bu tip preparatlar genellikle iştah açıcı, romatizmal ağrıları ve soğuk algınlığım giderici, basuru iyi edici, eldeki çatlakları iyileştirici ve kuvvedendirici idi. Kuvvet macunları içinde en ünlüsü Hünkar Macunu diye bilinen tipti. Nitekim Osmanlılar döneminde bazı padişahlar için onların adları ile anılan ünlü macunlar da yapılırdı. Bunlar Başlala, diğer adıyla Hekimbaşı odasında hazırlanırdı. Saraydaki merasimlerde gelen konuklara kahveden önce sunulurdu.

Bu macunlar sarayın helvahanesinde büyük kazanlarda yapılırdı ve yapıldığı gecelere ot gecesi denirdi. Macunlar yapılırken hokkabazlar oynar, ince saz takımı çalardı. Ayrıca helvahanede ilkbaharda, nane, darifülfül, havlıcan, gül ve gelincik macunları gibi macunlar da büyük kazanlarda kaynatılırdı. Bu tip macunlar sarayda da devamlı olarak bulunurdu.

Sarayda hazırlanan önemli macunlardan biri de Nevruziye’dir. Nevruz ilkbaharın başladığı gün demektir. İranlıların ulusal bayramı olup, islamlıktan sonra da bugünü kutlamağa devam ettiler. Daha son ra bu gelenek Araplar ve Türklere geçti. Ozanlar da bu günle ilgili olarak şiirler yazarlardı ve bu şiirlci devlet adamlarına sunulurdu ki bunlara da nevruzuy< denirdi. Bu macun şerbet şekeri renginde olup Topkapı Sarayı’nda başlala kulesinde ve helvahane ocağında, daha sonraları da Dolmabahçe Saray Eczane si’nde hazırlandı. Çeşitli kasalara konarak rumi Martın dokuzuncu gününde (Nevruz günü) padişaha, şehzadelere, kadın efendilere, şeyhülislama, sadrazama ve diğer saray mensuplarına hekim başının hediyesi olarak gönderilirdi.

Nevruziye macununun konduğu kase, kırmızı renkte bir adaşa sarılır ve üzerinde yazılı ibare bulunan kağıttan bir kulak takılırdı. Hekimbaşı bunun karşılığında hediyeler alırdı. Yine hekimler de hastalarına gönderirlerdi. Şekerciler de Nevruziye adıyla yaptıkları bu macunu halka satarlardı. Bir çeşit kuvvet macunu olan nevruziye şöyle yapılırdı. Ak amber, 3 gr, misk, 2 gr, gül suyu 2 kg, karanfil, 250 gr, sandal ağacı, 8 gr, karanfil 25 gr, kırmız böceği, gül çiçeği, tadı badem yağı, tarçın kabuğu, 250 şer gr.şekerci çöğeni, havlıcan, vanilya 50 şer gr, sandal, 40 dirhem kakule, besbase, hindistan cevizi, 15 şer dirhem, zencefil, melekotu, 10 ar gr, kişmiş 20 gr, civan perçemi 2 şişe, kıvama gelmiş 200 kg.şeker içine karıştırılırlar ve sonra bu macun kaselere konurdu.

Yine sarayda padişahlar adına yapılmış ünlü macunlar da bilinmektedir. Bunlardan içinde zencefil bulunan bazı Örnekler verebiliriz. Örneğin I. Sultan Abdülhamid Macununun yapılışı: Sinameki, 35 dirhem, üzerlik tohumu, 5 dirhem, çörekotu, 5 dirhem, kabuksuz badem, 4 dirhem, raziyane, 5 dirhem, zencebil, 24 dirhem, karanfil, 24 dirhem, günlük, 24 dirhem, maştaki 24 dirhem. Bu droglar iyice dövülür, elekten geçirilir, sonra çiğ bal ile macun yapılır. Sabah ve akşam 6 şar dirhem kullanılır.

Ayrıca III. Mehmed’in sarayda kullandığı bir macun da şöyle yapılırdı: Menekşe, 5 dirhem, tarçın, 5 dirhem, arap zamkı, 5 dirhem, zağferan (safran) 5 dirhem, maştaki, 5 dirhem, meyan kökü, 5 dirhem. Bunların hepsi gül suyu ile karıştırılır, sonra bu karışım 4-5 gün bırakılır aç karma nohut miktarı kadar kullanılır. Seksüel gücü arttırıcı ve besleyici olan bu macun her çeşit ağrıyı da gidericidir.

Yine Başbakanlık Arşivindeki çeşitli macun tipi preparatlardan sözeden belgelerden birinde zencefil vardı. 1839 tarihli bu belgede şunlar yazılıdır. “Tertıb-i Macun, çöpçini, 10 dirhem, Günlük, 15 dirhem, zencefil, 22 dirhem, Cevzibevva, 3 dirhem, fiilful, 22 dirhem, raziyane, 5  dirhem, bademiçi, 8 dirhem, mahmudiye, 10 dirhem, sinameki, 50 dirhem. Asel (bal), 450 dirhem. Bu eczalar döğülür, balla kıvamlandırılır, aç karına sabah akşam 4 er miskal alınır. Bu karışım, kabızlığı giderir, göğüs yumuşatıcıdır.

Önemli bir ilaç ve baharat maddesi olan zencefil, Türkçe yazma tıp kitaplarında sık sözü edilen ve ilaç bileşimlerine giren bir drogdu ve 15. yüzyıla ait ve Şerafeddin Sabuncuoğhı (1386-1470)’nun yazdığı Mücerrebname adlı eserde bazı ilaçların bileşiminde bulunurdu. Sabuncuoğhı Şerafeddin, Amasya’da doğmuş olup Fatih Sultan Mehmed döneminin ünlü hekim ve cerrahlarındandır. Çeşitli kitaplar ya: ili bu ünlü cerrahın Mücerrebname adlı eseri kendi tıb bi dönemlerine dayanan bir kitaptır. Bu eserin bin ı nüshası I. Üniversitesi Küt. T.Y. 7171 ve Süleymanl ye Küt..Hamidiye 1043/2 nolarda kayıtlıdır. Bu kitap 17 babdan (kısım) oluşur. 1. Babrtiryaklar. 2. Bab Macunlar. 3. Bab:Müshiller ve tozlar. 4. Bab: Mcı hemler. 5. Bab: Kabız ilaçlar ve buhurlar. 6. Bab: Fi» tiller. 7. Bab: Şerbetler ve gargaralar. 8. Bab: Göz ihıc, lan. 9. Bab: Kurslar (tabletler). 10. Bab: Cerahate karşı, ilaçlar 11. Bab: Yağlar. 12. Bab: Lavmanlar. 13. Bab: Dekoksiyonlar. 14. Bab: Burun kanını durduran ilaçlar. 15. Bab: Haplar. 16. Bab: Ağız, diş ve dil hastalıklan ile ilgili ilaçlar. 17. Bab: Buruna çekilen ilaçlar. Bu eserde, zencefil bazı ilaçların bileşimine gerir. Tiryak, kuvvet verici, ferahlatıcı, sindirimi düzenleyici antidot bir ilaç olup içinde zencefil de vardır. Sümbül,   darçıni   (tarçın),   zencebil,   karanfil,  darifülfül (uzun biber), Raziyane (rezene tohumu), kereviz tohumu, cevzi bevva, (Hindistan cevizi) kebabe, mastika, zağferan (safran), afyon, karahallile ve kakule. Herbirinden birer dirhem alınır ve ayn ayrı döğülerek elenir. Bir miktar bal ile macun şekline getirilir. Zencefil yine Macun-ı Bellut (Palamut macunu) denen bir macunun içinde de vardır. Bu macun, idrar söktürücü ve cinsel gücü arttırıcıdır. Fülfül (biber), zencebil (zencefil), darçın, mastika alınır, karışım sirkede ıslatılır ve sonra kurutulur, bal ile karıştırılarak macun haline getirilir.

Yine bu kitapta zencefil, bazı diş ilaçlarının bileşimine girmektedir. Akırkarha (Nezle otu), mevzek (bitotu) ve zencefil döğülür. Diş dibine bir miktar sürülürse diş ağrısına yararlıdır.

16. yüzyıla gelince, bu dönemde yazılmış yazma eserlerde de zencefil vardır ve çeşidi gayelerle kullanılan reçetelerin bileşimine girer. Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) ve II. Selim (1566-1574) dönemlerinde yaşamış olan Hekim Nidai’nin yazdığı Menafi Ün-Nas adlı yazma eserde bazı reçetelerde zencefil kullanılır. Örneğin bu kitapta soğuktan dolayı diş ağrısına ait şu bilgiler vardır. “Ağıran (ağrıyan) diş soğuktan incinirse zencebil ve akırkarha (nezle otu) beraber döğülür, dişlerin dibine sürülür.

17. yüzyılda ise yine zencefil, bazı yazma eserlerde yazılıdır ve bazı ilaçların içinde bulunur. Örneğin bu yüzyılın ünlü hekimbaşısı olan Salih bin Nasrullah (> – 1669), Gayetü’l Beyan fi Tedbir-i Bedeni’l İnsan adlı yazma kitabında, zencefil hakkında şu bilgileri verir. “Zencefil, mide ve ciğerin soluğanlığını giderir, kuvvet verir galiz (kötü) balgamı arıdıb ıslah eyler. Mide ve barsak gazım çıkarır. Maştaki ile çiğnenirse dimağı temizler. Sürme edip göze çekilirse gözün nurunu arttırır.”Burada yazar, zencefilin birçok yararına değinmektedir. Yine zencefil, bu kitapta saç ve sakal ağırmasına karşı kullanılan bir macunun da içine girer: Karahalile, 40 dirhem, zencefil ve nahve-i hindi, 10′ar dirhem, döğülüp balla macun yapılır ve her gün bu macundan 1 miskal yenir.

Bu arada 17. yüzyılda yaşamış olan Türk Hekimi Zeynalabidin bin Malil (? – 1646), 1628Me Şifa al-Fu’ad li Hazret-i Sultan Murad adlı IV. Murad (1623-1640) adına bir kitap yazdı. Bu eser, gıda ve giyecekler ve halk sağlığı bilgilerinden sözeder. Bu yazma kitap, 1872 yılında Kahire’de basıldı. Şifa al-Fu’ad’ın basılmış şekli, 64 sahife ve 15 fasıl (kısım) dan oluşur. Kitabın 13. faslında güzel kokulu buhurlar vardır. Yazar, bu kısımda, zencefil hakkında: “Zencebili-sürme edüb, göze çekseler nurunu ziyade eder (arttırır), mideye kuvvet verir” demektedir.

Ayrıca ilk Türk kodekslerinden 1874 tarihli Düstür’l, Edviye’de siyah ve beyaz zencefil diye iki cins zencefil kayıtlıdır. Bundan, başka Şerafeddin Mağmumi’nin 1910 tarihli Kamus-u Tıbbi adlı eserinde, zencefil, toz;, tentür ve ekstre halinde iştah açıcı ve uyarıcı bir madde olarak kullanılır.

Geleneksel Halk Reçeteleri:

1) Soğuk algınlığına karşı 10 gr. zencefil, 5 gr. havlıcan, 5 gr. karanfil, 10 gr. tarçın alınır ve karıştırılır. Bu karışım 1.5 kg. suda bal ve nöbet şekeri ile kaynatılır, soğuduktan sonra içilir.
2) Soğuk algınlığında droğun tozu veya suyu halk arasında kullanılır.
3) Soğuk algınlığına karşı 1 avuç ıhlamur, 1 avuç adaçayı, 2 çay kaşığı toz zencefil karıştırılır, çay gibi demlenir ve akşamları mide gazlarına ve soğuk algınlığına karşı içilir.
4) Zencefil şekerle birleştirilerek öksürüğe karşı kullanılır.
5) Nefes darlığı ve astım tedavisinde bir miktar balın içine toz biber ve zencefil konur ve yıkanmamış amerikan bezine sürülüp göğse sarılır.
6) Midevi, kuvvet verici ve kusmayı ve bulantıyı giderici olarak halk arasında 10 gr. toz zencefil, 500 gr. süzme bal ile karıştırılır ve bu karışımdan yenir.
7) Karın ağrısına karşı zencefil kökü bıçakla kazılır, elde edilen parçalar hastaya yutturulur.
8) İnsanı kuvvetlendirici ve dinçleştirici olarak bezelye, zencefil, soğan, kimyon karıştırılarak yemek yapılır ve insanı güçlendirerek besleyici bir etki sağlar.
9) Basur tedavisinde bir kısım zencefil, 5 kısım kakao yağı ile birlikte badem gibi fitil yapılıp 6 saatte bir kullanılır.
10) Üzüm, zencefil, tarçın, ceviz, safran ve bal karıştırılır ve bu kanşımdan 1 çorba kaşığı zayıflığı giderici ve iştah açıcı olarak hastaya verilir.
11) Kışın tarçın, karanfil, zencefil bir çaydanlığa konur, kaynatılır, soba, ocak gibi ısıtıcıların yanında bekletilir, arada sırada içilir.

Modern Tıptaki Yeri: Zencefilin üstün özellikleri Batı ve Doğu tıp dünyasında bugün araştırılmakta ve bu araştırmalardan çok verimli sonuçlar alınmaktadır. Bu sonuçlara göre zencefil birçok hastalığa iyi gelmektedir. Bugün ülkemizde yalnızca aktar dükkanlarında satılan zencefil, Batı ve Doğu ülkelerinde çeşitli ilaç şekillerinde, eczanelerde satılmakta ve hekimlerin önerdiği bir tedavi droğu olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak bazı ağır hastalıklarda hekime başvurmak gerekebilir. Bitkisel ilaçlar ise hekimin tedavisine de yardımcı olabilirler. Yine de böyle durumlarda mutlaka hekimin görüş ve önerileri alınmalıdır.

Zencefil, kullanıldığında görülür ki aromatik bit sıcaklık ve tada sahiptir. Bu durum insana bir canlılık verir. Bilindiği gibi bugün hastalıkların tedavisinde sentetik maddeler yerine bir doğaya dönüş olayı başlamıştır. Nitekim zencefilin birçok hastalığı tedavi ettiği modern tıpça da onaylanmış olup Batı ve Doğu dünyasında birçok tıbbi peraparatların ve reçetelerin bileşimine girer.

Zencefilin birçok hastalığın tedavisinde etkili olduğu önemli ve ciddi bir hastalık olan kalp hastalığı modern dünyada ölümün nedenidir. Birçok insanda kan kolesterolü yüksektir. Kalp krizi sıkça görülen bir rahatsızlıktır. Kan dolaşımı ile ilgili problemler, günümüz dünyasının modern yaşam tarzından kaynaklanmaktadırlar. Köyde yaşayanlar kentlerdeki insanlara göre daha az rahatsızlanırlar. Kentdeki insanların yaşamlarındaki bazı faktörler, kalp hastalığı riskini arttırırlar. Nitekim sigara içmek bunlardan biridir. Ekzersizden uzak kalmak da diğer bir faktördür. Ayrıca genetik nedenlerle de kalp krizi olabilir ve kandaki kolesterol artar. Psikolojik rahatsızlıklar, huzursuzluklar stres artıcı durumlardır. Stres, kandaki kolesterolü, yağlı besinler kadar arttırır. Yükselen kan kolesterolü arterleri (atardamarları) kaplayan yağ depolarına neden olur. Arterler, bu yağ depoları ile bloke olur ve kan basıncı yükselir. Vücutta soğuma görülür, terleme ve eliminasyonda azalma olur. Dokulara daha az oksijen ve kan gider. Organizmanın birçok organının fonksiyonları azalır ve insanda yorulma olayı görülür.

Sigara içme, fazla besin ve stres, kan damarları için zararlıdır. Modern üpta dolaşım rahatsızlığı dejeneratif bir hastalık olarak görülür. Buna damarların sertleşmesi de denir. Bu olay yalnızca metabolizmanın yavaşlaması değildir, fakat aynı zamanda vücut enerjisinin de azalmasıdır. Geleneksel üpta ısıtma ve hareket ettirme yöntemleriyle tedavi yapılabilir.

Bütün bu sayılan dolaşım rahatsızlıkları için zencefil, önemli bir drog olarak karşımıza çıkar. Ayrıca sarımsak da hem kan dolaşımı için yararlı bir drog, hem de kolesterolü azaltan ve arterlerdeki pıhtılaşmayı önleyen bir ilaçtır. Gİngko biloba adlı bir bitki de kan damarlarını gevşetir. Fiziksel aktivite kan dolaşımı için belki de bilinen en iyi yoldur. Gevşeme, stresi azaltır ve böylece bütün vücudu rahatlatır ve ısıtır. Bütün bu örneklerden sonra zencefilin bu konudaki yararlarını saymak uygun olacaktır.

Zencefil, kan dolaşımı için çok yararlı bir drogdur. Vücudu terletici özelliğe sahip olan zencefil, organizmayı ısıtıcıdır ve böylece kan dolaşımına yararlı etkisi vardır. Bunu şöyle bir örnekle açıklayabiliriz. Örneğin sıcak bir banyo yapıldığı zaman, ısı vücuda yayılır ve kaslardaki gerginliği azaltır. Zencefil de böyle bir etki göstermektedir. Yani bu yararlı drog, tedavi edici bir mutfak ilacıdır. O, hem bir baharat olarak yemeklere girer, hem de ilaç olarak halk reçetelerinin bileşiminde bulunur. Zencefil, baharat olarak kullanıldığı zaman da ilaç gibi etki gösterir. Kısacası bu önemli drog doğu ülkelerinin geleneksel tedavilerinde ısıtıcı bir ilaç olarak bilinir. Bu durum Batı dünyasında da onaylanmış bir gerçektir.

Bugün Çin tıbbında, Zencefil, birçok şekillerde kan dolaşımını düzenleyici olarak ve dolaşım rahatsızlıklarına karşı kullanılmaktadır:

1     Kurutulmuş Zencefil: Kuru zencefil ısıtıcı özelliğe sahiptir ve Çin’de Yang Ch’i denen vücut sıcaklığını ve canlılığını sağlar. Yani zencefil, bütün organizmamı! enerjisini arttırır ve böylece kan dolaşımını kuvvedendirir. Zayıflığı, sindirim bozukluğunu, kusmayı önler ve dolaşım bozukluğundan olan soğumuş el ve ayakları ısıtır. Ayrıca mide, dalak ve akciğer fonksiyonlarına yardımcı olur. Soğuk algınlığı, öksürük, bronşit için çok yararlıdır. Nitekim Çinliler, bu droğu, hava soğuduğu zaman veya rutubetli durumlarda üşümeleri ve romatizmal durumları önlemek için kullandılar. Örneğin klasik bir Çin kitabı olan Shang hanlun’da zencefilin iç organları stimule edici bir etkiye sahip olduğu, metabolizmayı düzenlediği, fazla sıvıları attığı ve gazları çıkardığı yazılıdır.
2) Taze Zencefil: Aromatik bir tadı olan taze zencefil de terlemeyi arttırır, toksinleri atar ve dolaşımı düzenler. Çinliler bugün taze zencefili de ateşli hastalıklarda, üşüme durumlarında, ağrılarda, akut romatizmal hastalıklarda, öksürük tedavisinde, başağrısında ve bazı deri rahatsızlıklarında kullanırlar. Bu cins zencefil bir cins sıcak banyo etkisi yapar ve onun buradaki rolü terletme yoluyla iyileştirmedir. Zencefil, koruyucu bir ajan olarak derinin soğuk, dolaşımın zayıf olduğu durumlarda etkilidir. 3) Kızartılmış veya Fırında Pişirilmiş Zencefil:

Zencefil pişirildiği zaman daha acı olur. Bu tip, Cinde hazırlanan bir tip olup barsak kanamalarında ve diğer bazı rahatsızlıklarda kullanılır.

Zencefil, Çin tıbbında diğer droglarla birlikte kullanılır. Tek başına pek kullanılmaz. Bu bakımdan kalp kuvvetlendirici olarak ve dolaşım bozukluklarında diğer bazı droglar da zencefille beraber, bir reçete halinde hastaya verilirler. Çinli hekimlerin en büyük özellikleri, nabzı, yüz rengini, dilin ve derinin durumunu kontrol ederek hastalık hakkında bazı işaretler elde etmek ve tanıyı koymaktır. Bu durum, eski çağlardan beri, tıbbın, baştan ayağa hastayı inceleme ve hastalık tanısı hakkında veriler elde etme özelliği olarak bilinir ve her zaman geçerli bir uygulamadır. Cinde bugün Çin akoniti, Çin Adaçayı (Salvia milthi-orrhaza) gibi bitkiler, zencefille birlikte kullanılırlar ve bunlardan kalbi kuvvetlendirecek bir karışım hazırlanır. Ayrıca Porİa  cocos   (Hoelen),   Tang  kuei (Chinese angelica) gibi droglar da bu karışıma girebilirler. Tank Kuei, sindirim rahatsızlığı ve kanda oksijen azlığında kullanılır. Zencefil bütün bu drogların etkisine yardım eder.

Bugün, Batı ve Doğu ülkelerinde zencefil hakkında çeşitli bilimsel çalışmalar yapılmaktadır. Yukarıda söylenen drog reçeteleri ise önce hayvanlarda denenmektedir. Japonya’da, Tukushima-Bunri Üniversitesine bağlı Eczacılık Fakültesi, zencefilin kalp kaslarını kuvvetlendirdiğini bildirdi. Zencefil, hayvanlara verilirse kan basıncı azalır. Yine Kyoto Üniversitesi araştırıcıları, hem zencefilin, hem de Cayenn biberinin dolaşımı düzenlediğini belirtmektedirler.

Yine zencefil karaciğer ve kandaki kolesterolü azaltır. Hindistandaki, Baroda Üniversitesi (Gujarat) araştırıcılarından Dr. Guj’ral, çalışmalarında, deney hayvanlarına zencefilli diyet verdi ve kandaki kolesterolün yükselmesi Önlendi.

Zencefil, kanın pıhtılaşmasını önleyen ender droglardan biridir. Nitekim bu konu üzerinde, Danimarkada bulunan Odense Üniversitesi, Toplum Sağlığı Enstitüsü de çalıştı. Aslında günümüzde birçok hekim pıhtılaşmaya karşı aspirin kullanılmasını önermektedirler. Japon bilim adanılan, zencefilin bileşiminde bulunan shogaol’ün pıhtılaşmayı önlediğini buldular. 60 mg. shagaol içeren kapsüller, bugün Japonya’da pıhtılaşmaya karşı kullanılmaktadırlar. Nitekim pıhtılaşmayı Önleme özelliği sarımsak ve karanfilde de vardır. Dolaşım rahatsızlıklarında zencefilin düzenli olarak alınması gerekir. Nitekim, zayıf bir diyede beslenen veya az ekzersiz yapanlar, el ve ayakları soğuyanlar, soğuk havalarda ısınma gereksinimi duyanlar için zencefil, ideal bir drogdur.

Bugün Cinde zencefil, sağlıklı bir dolaşım sağlamak için savaşan bir insanın silahı olarak kabul edilir. Ancak bu önemli droğun diğer bazı bitkilerle kombine olarak kullanılması gerekir. Ancak burada kişinin düzenli bir yaşama sahip olması ve bitkisel kökenli besinlerle beslenmesi de önemlidir. Çünkü zencefil, kalbi kuvvederıdiren, stresi azaltan bitkilere de yardım eder. Bu bitkilere örnek olarak Çin Hurması, sarımsak v.b.’ları verilebilir. Sarımsak, kolesterolü azaltmakta, kanın pıhtılaşmasını önlemekte ve vücudun yağım azaltmaktadır. Eğer zencefil, sarımsakla birlikte kullanılırsa çok iyi etkiler elde edilir.

Zencefil, uygun dozlarda kullanıldığı zaman enerjiyi arttırır. Vücuttan zehirleri atar ve terletici bir etki verir. Yani bu drog besinlere eklenebilecek basit bir maddedir. Nitekim bugün, İngiltere, İsveç, Norveç, Almanya gibi soğuk ülkelerde, zencefile gereksinim duyulmakta ve kullanılmaktadır.

Zencefil, kusmalara, sindirim rahatsızlıklarına ve mide ülserlerine karşı da etkili bir ilaçtır. Bilindiği gibi stres ve sıkıntı hazımsızlığa neden olabilir. Mide gazları ve hazımsızlık yanlış beslenme sonucu da oluşurlar. Örneğin süt, fasulye v.b.’ları bu rahatsızlıklara neden olabilirler. Örneğin zehirlenmelerde, fazla alkol alındığında, infeksiyonlarda, v.b.’larında insanda kusma ve bulantı meydana gelebilir. Bulantı ve kusma, vücudun kendini temizleme reaksiyonudur. Organizmada sindirim bozukluğu olduğu zaman bazı allerjik duaımlar da olabilir.

Çin tıbbı, bugün, geleneksel tedavileri olabildiğince uygulamakta ve çevresel faktörlerin, insan organizmasının yapısının ve insanın kişisel davranışlarının sindirime büyük ölçüde etki ettiği bildirilmektedir.

Hindistan’da ise bugün tıpkı Çin’de olduğu gibi geleneksel tedaviler çok uygulanır. Ayurvedic tıp kuralları bugün de bu ülkede geçerlidir. Çin tıbbı gibi Hint tıbbı da hastalık ve sağlığı geleneksel görüşlerle açıklar.

Batı dünyası ise zencefili Doğu ülkeleri gibi değerli bir drog olarak kabul eder. Hem tıp dünyasında, hem de geleneksel tedavilerde çok yararlı olarak bilinen bu drog, baü ülkelerinde aktar dükkanlarında çok satılır. Nitekim zencefil, özellikle sindirim bozukluklarında çok kullanılır. Midevi ve gaz çıkancı bir ilaç olan zencefil, mideyi sakinleştirir, mide gazlarım alır, normal sindirimi ve emilimi sağlar. Bilindiği gibi karminatif özellikleri olan bitkilerin hepsi aromatik yağlar taşırlar. Örneğin, nane, melisa, kimyon, rezen, anason, tarçın, zencefil, papatya v.b.’ları bu tip bitkilere örnek olarak verilebilir. Nitekim bu droglar sindirim sistemini çalıştıran düz kaslara etki ederler. Ayrıca kan dolaşımını da düzenleyen etkileri vardır. Yine kasları gevşeterek ağrı ve krampları giderirler. Böylece bu droglar, besinlere katıldığı zaman onların daha değerli ve daha yararlı olmasını sağlarlar. Ancak bu droglar, etkileri bakımından bazı karakteristik farklılıklar gösterirler. Nane, kasları gevşetir, mide kramplarına karşı euolidir. Papatya, mide rahatsızlıklarına karşı çok kullanılır. Anason tohumu, kimyon ve rezene sindirimi düzenlerler. Yani bunların hepsi sindirim sisteminde oluşan gazları çıkarmakta son derece etkilidirler. Zencefil ise kan damarlarını açar, emilimi ve dolaşımı stimule eder. Bu nedenle diğerlerinden farldı olarak stimüle edici bir karminatifdir. Yani rezene, papatya ve diğerleri gibi gevşetici bir midevi drog değildir.

Bugün Çin’li hekimler, bulantı, kusma, hazımsızlık, mide ağrıları gibi rahatsızlıkların, soğuk algınlığı veya sindirimi sistemindeki bozuklukların sonucu olarak meydana geldiğini kabul etmektedirler. Zencefil, ısıtıcı ve sindirim sisteminin fizyolojik bozuklarını düzelticidir.

Çin tıbbı, dizanteriyi, sindirim bozukluğu olarak kabul ederken, Batı tıbbı, bu hastalığı bir infeksiyon tipi olarak belirlemektedir. Çin’de Shandong’da bulunan bu hastanenin hekimleri dizanterili 50 hastayı tedavi etmek için, çiğ zencefil ve şekerden ibaret olan karışımı her hastaya günde 50 gr. verdiler ve 5 günde % 70 oranında bir başarı elde ettiler.

Zencefil, bulantı ve kusmaya karşı da çok etkili bir ilaçtır. Nitekim uçak, vapur, otomobil gibi taşıdarda sallanmakdan ileri gelen bulantı ve kusmalarda ve diğer nedenlerle olan bu tip rahatsızlıklarda bugün bazı Batı ve Doğu ülkelerindeki hastanelerde kullanılmaktadır. Bu konuda bir örnek vermak mümkündür. 1985′de Skagerrak’ın fırtınalı denizinde Danimarka bandıralı bir gemi ile seyahat eden 80 sağlıklı deniz harp okulu öğrencisinin üçte ikisi geminin sallanmasından dolayı hastalandılar. Bunlarda bulantı, kusma, soğuk ter dökmeler ve baş dönmesi görüldü. Geminin hekimi Öğrencilerin 40 tanesine şekerli haplar (phacebo denilir) verdi. Diğer 40 kişi ise toz zencefil taşıyan haplar aldılar. Sonuçlar Svendborg Hastanesi araştırma başkanı Dr. Akgel Grontved tarafından incelendi ve zencefil alan öğrencilerin daha iyi durumda oldukları saptandı. Zencefilin etkisi en az 4 saat sürüyordu. Fazla hareket ve sallanmadan ileri gelen ve İngilizce Motion Sickness denen bulantı ve kusma belirtileri gösteren bu hastalığa Dramamine denen bir ilaç verilmektedir. Ancak bu tip ilaçlar bu belirtileri yapan beyindeki sinir merkezlerine etki ederler ve böylece uyuşma yapabilirler. Bu nedenle araba sürücüleri, denizciler, astronotlar v.b.’ları tarafından pek kullanılmazlar.

Zencefil, doğu ülkelerinde seyahat hastalığı olarak kabul edilen ve yukarıda söz edilen hastalığa karşı çok kullanılır. Özellikle otobüslerde halk küçük zencefil parçaları çiğneyerek, seyahat rahatsızlığına karşı önlem alır. Seyahatten bir saat önce alınan 1 gr. kuru zencefil, bu hastalığa karşı en iyi tedavi edicidir.

Bilindiği gibi bulantı ve kusma, pek çok nedenle olabilir. Eğer vücutta bir zehirlenme durumu varsa zencefil ve lobelia birarada kullanılır veya bir çay kaşığı tuz bir bardak suda eritilir ve zencefille karıştırılarak hastaya verilir. Eğer bulantı bir depresyon sonucu olursa o zaman zencefil yerine papatya çayı veya nane çayı kullanılabilir. Mide ülserleri ve hazımsızlık olaylarında ise hem Batı, hem de Doğu ülkeleri, zencefilden daha çok sindirim sıvılarının sekresyonunu stimule eden daha acı, aromatik bitkileri kullanmayı tercih ederler. Bunlar arasında gentain, sarısabır, hatmi çiçeği v.b.’ları vardır.

Zencefil, ayrıca gebelikde sabah hastalığı (Morning sickness) diye anılan ve sabahları görülen bulantı ve kusma gibi rahatsızlıklarda da kullanılır. Hiperemesis graviderum denen sabah hastalığı geçiren 30 hamilede yapılan denemelerde, hastalara hergün 1 gram toz zencefil verildiğinde semptomların azaldığı ve tamamen geçebildiği ortaya çıktı. Nitekim bugün bu tip hastalara kan besleyici doğal besinlerin verilmesi önerilmektedir. Bilindiği gibi gebelikde normal duruma göre daha az ilaç alınması gerekir. Baharatlar da gebelikte fazla alınmamalıdır. Gebelikde sabahları görülen bulantı ve kusmalar organizmadaki bazı dengesizlikler sonucu olurlar.

Yine bulantı ve kusma, ilaçların, anestetik maddelerin veya organizmadaki toksinlerin yan etkisi olarak meydana gelebilir. Zencefil, böyle vakalarda çok iyi bir ilaçtır. Nitekim bugün bu konuda bazı araştırmalar yapılmaktadır. Örneğin İngiltere’de Londra’da St. Bartholomevv Hastanesinde 60 hastaya bulantı ve kusmayı giderici olarak zencefil verildi ve hastaların bu rahatsızlıkları giderildi. Yine aynı hastanede yarım gram zencefil, büyük jinekolojik operasyonlara girecek olan bir grup hastaya operasyondan önce verildi. Diğer bir gruba da 10 mg. metoclopramide verildi. Bir başka gruba da yine anestetiklerin etkisini azaltıcı başka ilaçlar içirildi. Sonuçta zencefil alanlar, diğerlerine nazaran operasyondan sonra bulantı ve kusma gibi rahatsızlıkları daha az geçirdiler. Yani zencefil, operasyondan Önce hastaya verilirse operasyondan sonra uyanan hastanın bulantı ve kusma gibi rahatsızlıklarını tedavi etmektedir. Böylece zencefil alan hastaların hiçbirinin operasyondan sonra kusmaya karşı herhangi bir ilaç almasına gerek yoktu. Bugün Hindistan’da da bazı hastanelerde Gasex denen özel bir zencefil reçetesi operasyonlardan sonra kusmayı ve bulantıyı önleyici olarak verilir.

Bugün kanser tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar da kusma ve bulantı verici olmaktadırlar. Zencefil, bu ilaçların yan etkilerini alıcı olarak da kullanılır. Bu ilaçların yan etkilerine karşı zencefil kullanımı ile ilgili çalışmalar yine St. Bartholomew’de yapılmaktadır.

Zencefil, vücuttan zehirleri atmak özelliğine de sahiptir. Bugün geleneksel Çin tıbbında zencefil, özellikle organizmadan toksinleri çıkarıcı olarak kullanılır. Bu nedenle besin, drog v.b.larına ait zehirlenmelerde antidot olarak hastaya verilir. Bu durum, Batı dünyasında da modern tıp tarafından onaylanmaktadır. Peter Holmes, The Energetics of Western Herbs (Batı Bitkilerinin Güçleri) adlı kitabında, yüzlerce bitkinin kullanımı, özellikleri hakkında bilgi vermekte ve zencefilden de sözetmektedir.

Modern Çin tıbbında, zencefil ekstresi (usaresi), zehirlenmelerde kullanılan önemli bir preparattır. Bunun için hastaya zencefil sıvısından her 4 saatte bir, bir çay kaşığı verilir. Böylece terleme ve ısınma yolu ile zehirler vücuttan çıkarılır.

Zencefil, ayrıca diare ve dizanteride bazı droglarla biraber kullanılabilir. Bunun için zencefil, kakule ve kişniş karışımı birarada hastaya verilebilir. Sarımsak v.b.’ları da bu konuda iyi etki yaparlar.

Bilindiği gibi kabızlık, sebze ve meyveden uzak yetersiz bir beslenme, fiziksel aktiviteden uzak kalma, sıkıntı, fazla çalışma, bazı ilaçlar v.b.lan nedeniyle olabilir. Ayrıca kabızlık, romatizmal problemler, karaciğer rahatsızlıkları, kronik baş ağrıları gibi uzun süren sağlık problemleri oluşturabilir. Genellikle bu durum, uygun bir diet, yumuşatıcılar, terleticiler v.b.lan ile düzeltilebilir. Eğer kabızlık şiddeüiyse karnıyarık veya keten tohumu kullanılır. Yine zeytinyağı iyi bir müshil etki gösterir. İnatçı bir kabızlık için ravend rizomu veya sinameki gibi daha kuvvetii laksatifler kullamlabilir. Ancak bu tip yumuşatıcılara zencefil de katılırsa çok daha etkili olurlar.

Baharatlar, zararlı bakterilerin barsaklarda üremesini durdururlar. Baharatlarda bulunan uçucu yağlar hem antioksidan, hem de besinleri koruyucu olarak görev yaparlar. Örneğin zencefil böyle bir etkiye sahiptir. Bugün zencefilin sindirim sistemindeki rolüyle ilgili çalışmalar sürmektedir. Zencefil, safra akışını şümule eder ve bu durum yağların sindiriminde bir avantajdır. Zencefil, ayrıca Hint ve Çin geleneksel tıbbında reçetelere eklenen ana maddedir. Çünkü bazı ilaçların tehlikesinden mideyi korur. Sindirim faaliyetlerini düzenleyen bu önemli drog, vitaminlerin, besinlerin absorbsiyonunda da yardımcı olur. Eğer zencefil besinlere kaulırsa sindirimi kolaylaştırır.

Zencefil, soğuk algınlığına, öksürüğe, kronik bronşite karşı da yararlı bir drogdur. Vücudu ısıtabilir, dolaşımı kuvvetlendirir ve vücut savunmasını aktive eder. Görüldüğü gibi zencefil, karminatif ve çeşni veren bir baharat olduğu kadar, öksürük ve soğuk algınlığı ilacı olarak da batı farmakop ele rinde tanımlandığı için modern tıp bu droğun kullanılmasını önermektedir.

Bugün Çin’de, üşüme, öksürük, bronşit, grip v.b.’ları gibi rahatsızlıklar soğuk algınlığı denen durumun belirtileri olarak kabul edilirler. Soğuk algınlığına karşı birçok zencefil reçetesi bulunur. Limonlu veya karanfilli zencefil çayı ve zencefil tabletleri önemli ilaçlar olarak kabul edilirler. Yine adaçayı, sekresyonları kurutmak için etkili bir drogdur. Bu tip reçetelere ballı sarımsak ve soğan karışımları da yardım edici ajanlar olarak destek verirler. Zencefil, terletir ve iç sıcaklığını alır. Zencefille benzer etkide droglar vardır ki onlar da soğuk algınlığında yararlıdırlar. Örneğin mürver çiçeği, oğul otu, andız otu kökü v.b.’ları bunlardandır. Eğer bu droglar meyan kökü ve zencefille beraber kombine edilirse öksürük ve soğuk algınlığında daha kuvvetli etkiler oluşur.

Gripde balla ve limonla ezilmiş taze zencefil ateşi düşürücü olabilir. Aslında ateş yükselmesi, her zaman korkutucu bir olay değildir. Baş, vücudun ateşe en duyarlı parçası olup serin nemli havlularla kompres yapılarak serinletilebilir. Bugün Japonya’da zencefilin öksürüğe karşı etkileriyle ilgili çalışmalar sürmektedir. Nitekim Japon araştırıcılar, zencefilin hayvanlarda öksürüğü azalttığını bildirdiler. Yine Hindistan’da Rajasthan Üniversitesindeki araştırıcılar, Noples Üniversitesi bilim adamlarından Dr. N. Mascolo ile birlikte çalışarak zencefilin vücuttaki yüksek ateş üzerine etkilerini araştırdılar. Nitekim zencefilin ateşi yüksek olan hayvanların ateşlerini düşürdüğü, ancak normal ısıya etki etmediği bulundu. Böylece zencefil, prostaglandin’in yapımını azaltarak aspirin gibi görev yapıyordu.

Bugün Çin’de taze zencefil çayları içilir veya zencefil diğer ilaçlarla karıştırılarak da kullanılır. Romatizmalı bölgeler veya acupuncture noktalarına zencefil solüsyonları da enjekte edilebilir. Ayrıca zencefilli lapalar da zencefilli ilaç şekilleridirler. Çin’de tıbbi biticilerle ilgili araştırma yapan Guangdong Araştırma Merkezinde, romatizmalı veya kronik sırt ağrılı 113 hastaya zencefilli sıvı enjekte edildi. Böylece hergün ağrıyan bölgeye az bir miktar zencefil enjekte edilerek ağrıların geçmesi sağlandı. Hastaların % 90′ında iyileşme görüldü. Ancak bu önemli droğun sırt ağrılarından daha az etkili olduğu belirlendi. Bu hastaların 38′i romatoid artrite sahipti ve bunların 1.4′ü tedavi oldu. Hastaların diğer 14′ü ise daha geç iyileşti, 6′sında az miktar iyileşme görüldü. Ancak 4′ünde bir sonuç alınamadı. Eğer zencefilin verilmesinde enjeksiyon yolu kullanılmazsa ağız yoluyla günde 28.3 gram hastaya verilebilir.

Hint tıbbına göre romatizmal problemler toksik birikimler olarak açıklanan ana’nın sonucu olarak görülürler. Bu rahatsızlıkların tedavisi ise bu toksinlerin organizmadan çıkmasına dayanır. Başta zencefil olmak üzere birçok baharat vücudu ısıtıcı ve terletici özellikleriyle bu zehirlerin organizmadan çıkmasına yardımcı olurlar.

Zencefil ayrıca menstruasyonun düzenli ve ağrısız olması için kullanılır. Yine papatya, nane, Tang quei (Cihnese angelica) denen Çin melek otu ve meyan kökü de bu rahatsızlıkda etkilidir.

Zencefil bugün Türkiye’de Adeka İlaç Sanayii tarafından antiemetik bir toz şeklinde ve kapsüllerde piyasaya Ginger adı ile çıkarıldı ve bu ilaç bulantı ve kusmaya karşı kullanılır.

yilan-gomlegi

Yılan Gömleği

Kullanılışı: Yılan gömleği halk arasında tütsü olarak çok kullanılır. Bunun için yılan gömleği suda bir süre bırakılır ve bu su yılan suyu olarak bilinir. Halk, yılan suyunun büyü bozduğuna inanır. Bu tip inanışın insanlarda manevi bir etki sağladığı bilinmektedir. Siğil, hatta sıtma tedavisi için yıkanmış yılan gömleğinin ateşte yakılarak tütsüsü yapılır. Yine yılan gömleğinin ardıç katranı ile kaynatılmış suyu kullanılır.

Yılan gömleği antik devirlerdenberi bilinirdi. Eski Mısır’da yılanın bazı parçaları kullanılırdı. Bundan başka drog, bugün olduğu kadar eskiden de Mısır çarşında satılırdı.

yenibahar

Yenibahar

(Fructus Pimentae, Myrtaceae)

Botanik ve Kimyasal Özellikleri: Yenibahar, Pimenta offîcinalis (Myrtaceae) bitkisinin güneşte kurutulmuş meyvasıdır. 5-8 mm. uzunluğunda ve yuvarlaktır. Bileşiminde uçucu yağ (Oleum Pimentae) % 3-5 oranında vardır. Bu uçucu yağda eugenol (% 65-80), methyleugenol, caryophyllen, phellandren, cineol bulunur.

Kullanılışı: Karminatif ve kuvvet verici olarak kullanılır. Baharat olarak da yemeklere konur. Eski Mısır çarşısında da çok satılan yenibahar 1774 tarihli bir aktariye defterinde vardır. Droğun karninatif ve kuvvet verici etkileri bileşimindeki uçucu yağdan ileri gelir.

yapiskanotu

Yapışkan Otu

(Herba Parietariae, Urticaceae)

Botanik ve Kimyasal Özellikleri: Yapışkanotu, Parietaria offîcinalis (Urticaceae) bitkisinin topraküstü kısımlarıdır. Bileşiminde musilaj, potasyum tuzlan ve bir alkaloit vardır.

Kullanılışı: Drog, halk arasında kum ve idrar söktürücü ve midevi olarak kullanılır. Aynca drog, evlerde bazı böcekleri öldürücü olarak oda kenarlarına konur.

Yapışkanotu eskidenberi kullanılan bir drogdur. IX. yüzyılda İtalya’da yapışkanotundan un ve su ile hazırlanmış bir çeşit preparat midevi olarak kullanılırdı. Drog, XIX. yüzyılda yazılmış kodekslerimizden Düstur al-Edviye’de (1874) kayıtlı olduğu gibi, Dr. Mehmed Nuri de kitabında, yapışkanotunun infuzyon veya dekoksiyon halinde yumuşatıcı ve diürctik olarak kullanılacağını yazmıştır.

Eskiden Mısır çarşısında kum ve idrar söktürücü olarak satılan yapışkanotu, 1690-1691 tarihli bir aktariye defterinde ve 1774 tarihli bir ecza defterinde kayıtlı bulunmaktadır.

Geleneksel Halk Reçeteleri:

1- Kum ve idrar söktürücü olarak bir miktar yapışkanotu haşlanır ve bu sudan içilir.
2- Midevi olarak yapışkanotu yılda bir kere pişirilip yenir.
3- Yapışkanotu lapası bazı şişliklerin tedavisinde kullanılır.

Modern Tıptaki Yeri: Droğun halk arasında tıbbi miktarlara uyulmadan hazırlanması yarar sağlamaz. Ancak % 1-3′lük infuzyonu idrar ve kum söktürücü gayeler için kullanılabilir. Bu etki, droğun taşıdığı potasyum tuzlarından ileri gelir.

yabani-hiyar

Yabani Hıyar

(Ecbaliium elaterium, Cucurbitaceae)

Diğer Adları: Yabani hıyar, halk arasında, Eşek Hıyarı, Acı Dülek, Acı Düvelek, İt Hıyarı, Bırtlangıç gibi adlarla anılır.

Botanik Özellikleri: Drog, Ecbaliium elaterium bitkisinin meyvalarıdır.

Kullanılışı: Drog halk arasında sarılık tedavisinde ve idrar zorluğunda kullanılır.

Eşek hıyarı, yüzyıllardanberi bilinmektedir. Eski Mezopotamya’da katartik olarak kullanılan bu drog, eski Roma’da Dioscorides (M.S. I. yüzyıl)’ın Materia Medica’smda vardı. İlk kodekslerimizden Düstur al-Edviye’de kayıtlı olan eşek hıyarı, eskiden de Mısır çarşısında sarılık tedavisinde kullanılırdı.

Geleneksel Halk Reçetesi:

1- Sarılık tedavisinde droğun sıkılarak suyu çıkarılır ve bu su buruna çekilir.

vanilya

Vanilya

(Fructus Vanillae, Orchidaceae)

Botanik ve Kimyasal Özellikleri: Vanilya, Vanilia planifolia (Orchidaceae) bitkisinin meyvasıdır. Bileşiminde vanillol, reçine bulunur.

Kullanılışı: Drog, baharat makamında kullanılır. Aynca ağrı giderici ve afrodizyakdır. Bu drogdan XIX. yüzyılda Dr. Mehmed Nuri de sözetmiş ve vanilyanın kuvvet verici, uyarıcı bir madde olduğunu, tentürünün ve şekerli tozunun kullanıldığını yazmıştır.

uzerlik-tohumu

Üzerlik Tohumu

(Semen Pegani, Zygophyllaceae)

Diğer Adları: Halk arasında Nazarotu adıyla da bilinir.

Botanik ve Kimyasal Özellikleri: Drog, Peganum harmala (Zygophyllaceae) bitkisinin tohumlarıdır. Bileşiminde harmin ve harmalin alkoloitleri bulunur.

Kullanılışı: Drog halk arasında basur ve ekzema tedavisinde kullanılır. Anadolu’da, özellikle bazı doğu illerinde üzerlik tohumunun manevi ve sihri gücüne inanılır. Bunun için üzerlik tohumları ipliklere dizilir ve evlerde duvarlara asılarak bir çeşit nazarlık olarak kullanılır. Ayrıca drog yakılır ve nazar değen hasta, yakılan droğun tütsüsüne tutulur.

Üzerlik tohumu pek eski devirlerdenberi bilinir. Eski Roma’da Dioscorides (M.S. I. yüzyıl) tarafından kullanılırdı. İslamlarda cenazede tütsü olarak kullanılırdı. XIX. yüzyılda Şânizade Ataullah bu droğu yara iyi edici ve tütsü makamında uygulardı.

Bugün olduğu kadar eskiden de Mısır çarşısında çok kullanılan üzerlik tohumu bu nedenle eski aktariye defterlerinde kayıtlıdır. Örneğin 1690-1691 ve 1774 tarihli aktariye defterlerinde adına rastlanır. 1774 tarihli bir ecza defterinden anlaşıldığına göre, üzerlik tohumu saray eczanesinde de kullanılırdı.

Geleneksel Halk Reçeteleri:

1- Basur ve ekzema tedavisinde sabahları az miktar tohum yutulur.
2- 50 gr. üzerlik tohumu sararana kadar kavrulur ve bir miktar fındıkla dövülür ve sabahları aç karına yenir.