Karanfil

karanfil

(Flores Caryophylli, Myrtaceae)

Botanik ve Kimyasal Özellikleri: Karanfil, Jambosa caryophyllus (Myrtaceae) bitkisinin Haziran-Aralık aylarında henüz çiçek açmadan toplanıp kurutulmuş goncalarıdır. Drog, 12-17 mm. uzunluğunda olup kuvvetli kokusu ve yakıcı ve aromatik bir tadı vardır. Bitki, Moluk adalarında, bütün tpopik yerlerde, Zengibar, Madagaskar gibi bölgelerde vardır.

Droğun bileşiminde % 15-20 oranında karanfil esansı (Oleum Caryophylli) vardır ve bu uçucu yağ (karanfil yağı) % 75-95 ögenol taşır.

Kullanılışı: Tanınmış bir baharat olan karanfil, çeşidi yemeklere bu gaye ile konur. Halk arasında midevi, antiseptik olarak kullanıldığı gibi diş ağrılarına karşı diş çürüğüne de konur. Ağız yaralarında, boğaz ağrısında da kullanılır.

Karanfilin (Floş Caryophylli) tarihi eski dönemlere kadar uzanır. Ana yurdu Molucca Adaları olup buradan Araplar yoluyla birçok yere yayıldı. Hindistan’a Amboina, Honimoa, Moussalaut ve Celebes’den getirilen karanfil, şimdi bu ülkedeki Archipelago’nun batı kısımlarında ekilir.

Çin’de de ağız kokusu için kullanılan karanfil, bu ülkede yüzyıllarca, diare ve bronşite karşı da bir ilaç
olarak revaçtaydı.

Eski Roma’ya gelince, bu ülke, baharatı, Ortadoğu ve Hintten alırdı. Bunun için Arap simsarları kullanılırdı. Roma İmparatorluğunun yıkılmasıyla beraber Hristiyanlığın yayılması sonunda din adamları baharat ticareti yapülar ve bu maddeleri yine doğudan getirttiler. Ortaçağ’da Batı ve Doğu Dünyasında da çok kullanılan bu drog hakkında, 9. yüzyılın ünlü İslam bilgini Abu Yûsuf Ya’qûb İbn İshâq al Kindî (M.S. 800-870) nin Akrabadin (Aqrâbadhîn) inde bazı bilgiler vardır. M Kindî’ye göre karanfil (Caryophyllus aromaticus L) Arapça’da Qaranful adıyla bilinir. Yine aynı yazar karanfil’in Hindistana, Amboina, Honimoa, Moussalaut ve Celebes’ten getirildiğini ve Hindistan’daki doktorların bu droğu aromatik olarak kullandıklarını belirtir. Al Kindî, Noshdârû adlı bir elektuarin bileşiminde karanfil bulunduğunu yazar. Mide ilaçlarının içinde midevi olarak da kullanılan bu ilaç, soluk almayı kuvveüendirici olarak revaçtadır. Yine Al Kindî, bu droğun ağzın kötü kokularını düzeltici ve diş çürümesini önleyici olarak diş tozlarında bulunduğunu bildirir. Moroccan’lılar onu ûd an nuwwâr olarak adlandırır. İran ve Irak’ta karanfil (Eugenia aromatica), boğaz initasyonlarını tedavi için çok kullanılır. Karanfil yağı ise baş ve diş ağnsına karşı tedavi edicidir. Bu arada yazar, karanfilin Molucca ve Sumatra’dan Mısır’a getirildiğini ve karminatif ve aromatik olarak pazarlarda satıldığım bildirmektedir.

Al  Kindî  karanfilli  bazı  ilaçlardan  da sözeder. Nosh-Dârû adlı bir elektuar, ağız kokularını giderir, vücudu kuvvedendirir, karaciğere iyi gelir. Bu elektuar öğünlerden önce veya sonra alınır. Bu elektuarın içinde şu droglar bulunur: Kırmızı gül (6 dirhem), Cyperius longus L. (5 dirhem), karanfil (3 dirhem), mastik (3 dirhem), Hint sümbülü (3 dirhem), yabani Hint sümbülü (3 dirhem), tarçın (3 dirhem), Ceylan tarçını (2 dirhem), Porsuk ağacı (2 dirhem), safran (1 dirhem), kakule (1 dirhem), ceviz (1 dirhem). Bütün bu droglar toz edilir. Saf halile (9 ratil), (1 raül:233 dirhem olup, 1 gram, 0, 317 dirhemdir.) şekerle pişirilir. Belli bir elektuar kıvamına gelince ateşten alınır ve yukarıdaki maddeler konur ve kanşünlır. Sonra bu karışımdan mide açken 1 veya 2 miskal alınır. (1 miskal, 3/2 dirhemdir.)

Yine Al Kindî’nin, dişleri cilalayan bir diş tozu, çürümeyi önler. Ağzın kötü kokularını alır ve ağzı korur.

Yuvarlak pastiller    20 dirhem
Demirhindi    10 dirhem
Râmik elektuarı    5 dirhem
Pelinotu    3 dirhem
Dârâni Tozu    3 dirhem
Deniz salyangozu kabuğu    3 dirhem
Mürekkep balığı kemiği    3 dirhem
Dağ keçisi boynuzu    3 dirhem
Keçi boynuzu    3 dirhem
Kebabe    3 dirhem
Kakule    2 dirhem
Hint sarısabırı    2 dirhem
Karanfil    2 dirhem
Şeker    5 dirhem
Beyaz sandal odunu    5 dirhem
Tarçın    5 dirhem

Bu droglar toz edilir ve karıştırılır ve bir kaba konur. Yuvarlak pastilleri hazırlamak için maydanoz unu 1 kısım ve Toz Dârâni tozu 1 kısım alınır, karıştırılır, sirke ile yoğrulur, pişirilir ve diş tozu ile karıştırılır. Al Kindî bu preparatı dişleri cilalamak ve fena ağız kokularını gidermek için hazırlardı.

Yine aynı eserde Al Kindî göz ilacı olan kuru kolir (collyrium) yapımında karanfil de kullandı. Bu tip preparatta şunlar vardır. Altın tozu (5 dirhem), mürekkep balığı (5 dirhem) sarısabır (2, 5 dirhem), beyaz kurşun karbonat (1,5 dirhem), Andârâni tuzu (1 dirhem), amonyak tuzu (1,5 dirhem), uzun biber (1, 5 dirhem), karanfil (0, 5 dirhem), beyaz biber (2 dirhem), kafur (0, 5 dirhem). Bunlar toz edilir, elenir ve karıştırılır.

Yine Al Kindî’nin, soluk almayı kuvvetlendirici olarak yazdığı bir reçetesinde karanfil de vardır. Bu reçetenin bileşimi şöyledir. Kırmızı gül (6 kısım), karanfil (3 kısım), mastiks (3 kısım), hint sümbülü (3 kısım), tarçın (2 kısım), porsuk (2 kısım), safran (2 kısım), kakule (1 kısım), Hindistan cevizi (1 kısım). Bu droglar tozedilir, karıştırılır. 1 ratl myrobalan (halile) alınır. 9 kısım su ile pişirilir ve 2 ratl şekerli suyla karıştırılır ve pişirilir. Sonra droglarla karıştırılır ve 2, 5 miskal hastaya verilir.

Al Kindî, bir midevi ilaç reçetesi de verir ki bunda da karanfil vardır. Bu ilacın bileşimi şöyledir: Kakule (2 dirhem), karanfil (2 dirhem), zencefil (2 dirhem), uzun biber (2 dirhem), safran (1 dirhem), Çin tarçını (4 dirhem), şeker (1 dirhem), havuç tohumu (1 dirhem).

Bütün bu ilaçlar toz edilir ve karıştırılır. Sonra mahmude kökü toz edilir ve üzerine biraz su dökülür, alçak ısıda, vizköz sıvı olana kadar ısıtılır. Daha sonra diğer droglarla karıştırılır ve mermer bir taşa dökülür ve küçük parçalara kesilir ve soğuyunca hastaya verilir.

Ortaçağ İslam Dünyasının ünlü üp bilgini İbıı Sina (980-1037) da karanfili bazı rahatsızlıklarda kullandı. Ibn Sina’nın Kanun adlı kitabında bu konuda bazı bilgiler vardır. Bu ünlü hekime göre, alkol alan kişilerin rahatsızlıklarına karşı bazı önlemler alınması gerekir. Bunların midesinde üşüme olursa zencefil, karanfil ve portakal kabuğu tatlı olarak yenebilir.

Ortaçağ Avrupasında ise 7. ve 8. yüzyıllarda Fransa’da Marsilya Limanı baharat ticareti için önemli bîr yerdi. Bu dönemde Doğu ve İstanbul pazarlarından Avrupa’ya sevk olunurdu. 9. yüzyılda Kuzeydoğu Fransa’da Cambrai’deki pazarda birçok baharatın arasında zencefil, karanfil, tarçın, kimyon, kekik, biber, adaçayı, mastix gibi bazı droglar vardı. Carbie keşişleri bunları satın alırlardı. Yine 16. yüzyılda Macellan’ın seyahat ettiği heyette bulunan Pigafitta adlı gezgin Batı Hint adalarında karanfil ağaçları gördü. Yine aynı yüzyılda Portekizliler baharat ticaretini kontrol ettiler ve Hindistan’ın Malabar kıyısındaki Goa’yı fethettiler. Daha sonra İspanyollar ila baharat ticaretine başladılar. Hollandalı ve İngilizler ise Malezya ve Hint ticaretini ellerinde tutmaktaydılar. Daha sonra baharat Londra’ya Süveyş Kanalı yoluyla geldi ve böylece Londra, büyük bir baharat merkezi oldu. O dönemlerde Asya ve Avrupa arasındaki baharat ticaretinde karanfilin de yeri vardı. Yine bu tarihlerde toplumda büyük bir değeri olan baharatların fiyatları da yüksekti.

Karanfil Anadolu Türkleri tarafından da kullanılan bir drogdu. Bazı büyük kentlerde çarşılarda saülan baharat arasında karanfil de vardı. Bursa ve İstanbul ticaretinde baharatın yeri büyüktür. İstanbulun fethinden önce Osmanlı Bursa’sı genişleyen Osmanlı devletinin siyası merkezi olarak hızla ilerledi. Hem Anadolu ve Rumeli arasındaki iç ticaretin, hem de batı ile doğu arasındaki uluslararası ticaretin en önemli antrepolarından biri oldu. XV. yüzyıl başlarında Bursa, İtalyan tüccarları için doğu mallarının antreposu ide. 1478-1500 yılları arasında Halepli ve Şamlı tüccarlar da Bursa’da Batı tüccarları ile baharat, diğer bazı droglar ve kumaş üzerinde ticari pazarlığa girişirlerdi. 15. yüzyıl sonlarında baharat çok pahalılaştı. Bursa pazarına getirilen Hint baharatları, bazı droglar, Balkanlara, Karadeniz ve Tuna Limanlarından kuzey ülkelerine sevk olunurdu. Bursa aktarlarının bu dönemde sattıkları baharat çeşitleri arasında da karanfil v.b.’lan vardı. Yine 17. yüzyılda İstanbul’da kumlan Mısır Çarşısında satılan baharat arasında karanfil de vardı. Gerek İstanbul, gerekse Bursa ve Türkiye’nin diğer birçok kentlerinde yüzyıllardır aktarların sattıkları droglar zaman zaman tarihi belgelerde, listeler halinde bulunmaktadırlar. Örneğin 1640 tarihli Esar Defteri (Eşyalarla ilgili Narh Defteri) denen narh defterinde bulunan maddeler arasında karanfil de vardır. Ayrıca aynı yüzyılda kırmız macunu ve devayı misk için Hassa Cerrahbaşısı Nuh Çelebi’nin aldığı eczalar arasında karanfil de vardır. Nitekim devayı misk için alınan eczalar arasında 5 dirhem miktarında fiyatı 13 akçe olan karanfil de bulunur. Yine 18. yüzyıla ait 1774 tarihli bir aktariye defterinde karanfil kayıtlıdır ve 1, 5 kıyyesi (1 kıyye 400 dirhemdir. 1 dirhem ise 3.32 gramdır) 2700 akçedir.

19. yüzyılda ise 1878 tarihli Eczacı Nizamnamesi’nin 25. maddesi gereğince aktarların satacakları maddeler sınıflandırıldı. Nitekim aktarlarca satışı yasak olmayan maddeler arasında karanfil ve karanfil yağı da vardı.

Karanfil önemli bir baharat ve ilaç olarak macun denilen preparaüarın da bileşimine girerdi. Sarayda hazırlanan ve önemli bir macun olan Nevruziye’nin bileşiminde karanfil de vardır. Bir çeşit kuvvet macunu olan ve çeşidi hastalıklarda kullanılan bu preparatta kısaca şunlar bulunurdu: Akamber (3 gr), misk (2 gr), gül suyu (2 kg), karanfil (250 gr), kırmız böceği, gül çiçeği, tatlı bademyağı, tarçın kabuğu, 250 şer gr.şekerci çöğeni, havlıcan, vanilya, 50 şer gr.sandal 40 dirhem, kakule, besbase, hindistan cevizi, 15 şer dirhem, zencefil, melek otu 10 ar gr, kişniş, 20 gr, civan perçemi 2 şişe, kıvama gelmiş 300 kg. şeker içine karıştırılırlar ve sonra bu macun kaselere konurdu,

Yine sarayda padişahlar adına yapılmış ünlü macunlar da bulunmaktadır. Örneğin 1. Sultan Abdülhamid Macununun içinde 24 dirhem kadar karanfil vardı. Sinameki (35 dirhem), üzerlik tohumu (5 dirhem), çörekotu, (5 dirhem), kabuksuz badem (4 dirhem), raziyane (5 dirhem), zencebil (4 dirhem), karanfil (24 dirhem), günlük (24 dirhem), maştaki (24 dirhem). Bu droglar iyice dövülür, elekten geçirilir, sonra çiğ bal ile macun yapılır. Sabah, akşam 6 şar dirhem kullanılır.

Önemli bir ilaç ve baharat maddesi olan zencefil, Türkçe yazma tıp kitaplarında sık sözü edilen ve ilaç bileşimlerine giren bir drogdu. 15. yüzyıla ait ve Şerefeddin Sabuncuoğhı (1386-1470) nuh yazdığı Mücerrebname adlı eserde karanfilden de sözedilir. Bu kitapta yazılı bulunan ve kuvvet verici, ferahlatıcı, sindirimi düzenleyici antidot bir ilaç olan tiryağın bileşiminde karanfil de bulunur.

Sümbül, darçını (tarçın), zencebil, karanfil, darifülfül (uzun biber), raziyane (rezene tohumu), kereviz tohumu, cevzibevva (hindistan cevizi), kebabe, mastika, zağferan (safran), afyon, karahalile ve kakule. Herbirinden birer dirhem alınır ve ayrı ayn döğülerek elenir. Bir miktar bal ile macun şekline getirilir. Ayrıca aynı yüzyılda ünlü Türk hekimi Eşref bin Muhammed de çocukların kusmalarına karşı karanfil önermektedir. “Olur ilacı, karanfil döğeler, tatlı elma suyu ile içireler.”

Yine 16. yüzyılda Hekim Nidâî (1512 – ?) Menâfi ün-Nas adlı kitabında karanfil hakkında şunları yazmaktadır: “Diğer mâli hülya (kara sevda) ve sevda ufunetine karanfili yumuşak döğüb, suyla ıslada, şeker koya, şurup edilip içeler.”

17. yüzyılda ise Salih bin Nasrullah (? – 1669) Gâyetül Beyan fi Tedbir-i Bedeni’l İnsan adlı eserinde, karanfil hakkında şunları yazar: Ciğere kuvvet verir, dimağı açar. Nezleyi azaltır. Diş ağrısına karanfil yağı sürülür.” Aynı hekim karanfil’in ağız kokusunu giderici ilaçların bileşimine de girdiğini yazmaktadır.

18. yüzyılın diğer bir Türk hekimi Ömer Şifâî (? – 1746) ise Cevher al Ferid fi tıb al-Cedid adlı kitabında, karanfilin mideyi kuvvetlendirdiğini, kusmayı önlediğini yazar. Yazar, bunun için karanfil, besbase, sarı sandal, havlıcan, darçın, darifülfül (uzun biber), kakule, amber, kuru gül, kakule, misk gibi drogların şarapla karıştırılarak macum haline getirildiğini belirtir.

Karanfil 19. yüzyılda da halk arasında çok kullanılırdı. 1816 tarihli gümrük tarife defterlerine göre dışardan getirilen bir baharattı. Yine aynı yüzyılda Birgüvî Katipzade Mehmed Nuri, Hatır Güzâr-i Etıbba adlı eserinde (1875), bu droğun uyarıcı, midevi ve solucan giderici özelliklerini yazar. Dozunun günlük 20-75 santigram olduğunu da belirtir. Karanfil, ilk kodekslerimizden olan, 1874 tarihli, Düstürü’l Edviye’de de kayıüıdır. Şerafeddin Mağmumi ise 1910 tarihli Kamus-u Tıbbi adlı sözlüğünde şunları yazar: “Girofle-Karanfil-Tenbih edici, sızı giderici ve kuvvet vericidir.”

Geleneksel Halk Reçeteleri:

1- Boğaz ağrısına karşı bir bardak çaya birkaç tane karanfil konur ve içilir.
2- Ağız yaralarına karşı bir miktar dövülmüş karanfil, ateşte pişirildikten sonra dövülmüş şap ile karıştırılır ve ağız yarasına sürülür.
3- Soğuk algınlığına karşı, kış aylarında karanfil, tarçın, zencefil bir çaydanlığa konur, kaynatılır, soba, ocak gibi ısıtıcıların yanında bekletilir, arada sırada içilir.
5- Soğuk algınlığı ve üşütmeye karşı 5 gr. karanfil, 5 gr. havlıcan, 10 gr. zencefil, 10 gr. tarçın alınır ve bu karışım 1,5 kg. suda bal ve nöbet şekeri ile kaynatılır. Soğuduktan sonra içilir.
6- Ağız kokusunu, sarımsak kokusunu alıcı olarak karanfil ağızda çiğnenir.

Modern Tıptaki Yeri: Karanfilin midevi, antiseptik, ağız yaralarına ve boğaz ve diş ağrılarına karşı kullanımı modern tıp tarafından da kabul edilir. Karanfilin bileşiminde bulunan karanfil esansı (Oleum Caryophylli, karanfil yağı) ögenol taşır ve bu madde antiseptiktir. Bu uçucu yağ bugün diş hekimliğinde antiseptik olarak kullanılır. Ayrıca yağdan içerden gaz söktürücü olarak yemekler arasında 1-2 damla alınır. Bu yağ, eczacılıkta bazı preparatların içine de koku verici olarak girer.

Karanfil Türk kodeksinde kayıtiı bulunan Garus alkolası (Alcoolat de Garus), Mürekkep Melisa alkolası (Alcoolat de melisse compose) ve Safranlı Afyon Tentürü (Laudanum, Teinture d’opium safranee) gibi preparatiarın bileşimine girer.

Bir Cevap Yazın