Kınakına Kabuğu

kinakina-kabugu

(Cortex Cinchonae, Rubiaceae)

Diğer Adları: Halk arasında Kontes Tozu adıyla da belinir.

Botanik ve Kimyasal Özellikleri: Kınakına, Cinchona succirubra (Rubiaceae) bitkisinin gövde ve dallarının kabuklarıdır. Bitki Kuzey Amerika’nın tropikal bölgelerinde, Hindistan’da, Seylan’da, Endonezya’da ve Batı Afrika’da bulunur. Droğtın bileşiminde % 13 kinin, % 4 kinidin, çinkonin, çinkonidin, serbest kinik asit, kinintannik asit ve diğer tanenler vardır.

Kullanılışı: Kınakına kabuğu halk arasında kuvvet verici, iştah açıcı, sinirleri yatışana, sıtmayı giderici olarak kullanılır. Kınakınanın bu kullanımları 16. yüzyıla kadar gider.

Avrupalıların Peru’ya giriş tarihi olan 1513′den sonra ilk kez İspanyol tüccarları tarafından Avrupa’ya getirilen kınakına kabuğu (Cortex Cinochonae, Ecorce de Quinquina, Rubiaceae familyası) nun tarihi oldukça eski yıllara dayanır.

16. yüzyıl sonlan ile 17. yüzyıl başlarında Avrupa’ya Cizvit Kabuğu (Jesuits bark) ya da Kontesin Tozu adı ile gelen kınakına kabuklan bazı tepkilere neden oldu. İngiltere’de katoliklere ve dolayısıyla Cizvitlere düşman kişiler, bu tozun kullanılmasını istemedi.

Peru’ya misyoner olarak giden Cizvit Papazları bu kabuğu Avrupa’ya yayma çabasındaydılar. Bundan başka 1629′larda Peru Valisi olan İspanyalı Cinchon

Kontu’nun adından dolayı da ilacın Cinchona adını taşıdığı ve bu arada kontun 1641′de İspanya’ya döndüğü ve doktoru Juan de Vega’nın büyük miktarlarda kabuk getirdiği bilinir. Aynca eczacı ve hekimler kendilerinin gizli tuttukları terkiple hazırlanan ateş düşürücü ilaçların satılmayacağını sanıyorlardı. Ancak bazı bilginler ilacı övdüler.

Kınakına kabukları, Peru yerlileri İnka’ların bir buluşu oldu. 1662′de Sebastian Bado’nun kullandığı bir terim olan kınakına terimi Avrupalılarca bilinirdi. Kınakınanın Peru’dan Avrupa’ya gelişi hakkında bazı söylentiler vardır ki bunlar asılsızdır. Örneğin A. W. Haggis, çalışmalarında bunu çürütmüştür. Haggis, kınakına hakkındaki söylentilerin yanlış olduğunu göstermekte daha da ileri gitmiş ve Peru dilinde Peru balsamı veren Myroxylon ağacı için kullanılan quinaquina (kabuğun kabuğu) deyiminin Cinchona ağacını ifade etmek için kullanıldığım ve böylece bu iki droğun o zamanlar birbirine karıştırıldığını yazar. Ayrıca Peru kabuğunu Avrupa’da o kadar çok isteyen vardı ki ihtiyaç karşılanamıyordu. Böylece Peru’dan Avrupa’ya giden ticari gemilerde hile yapılıyor ve Myroxylon balsamı (pem balsamı) yerine kınakına kabukları gemilere yükleniyordu. Yıllarca süren bu hileli ticaret sonunda Peru kabuğu revacını kaybetti ve onun yerine kınakına kabuğu Avrupa’ya yayıldı. Ancap tıp uzun süre bu hileli ticaret nedeniyle bu iki tip kabuğu (peru balsamı kabuğu ve kınakına kabuğu) birbirinden ayırmakta zorluk çekti.

Peru’da yaşayanlardan Calancha ve Coleo (1630-1653), bu ilaca ait ilk güvenilir açıklamaları yaptılar ve 1633′de Lima’da kullanıldığını açıkladılar. Bu droğun Avrupa litaratüründe ilk kullanılması, 1643′de Belçikalı Heyden’in çalışması ile oldu. Yine İngiliz Robert Talbor (1642-1681), Londra’da II. Charles’ın doktoru oldu ve bu ilaçla bazı tedaviler yaptı. Yine Talbor, Fransa’da veliahtı da bu ilaçla tedavi etti. Ayrıca Bordo şarabında kınakına kabuğunun infusyonu denendi. Talbor’un ölümünden sonra “The English Remedy for Cureing of Aques and Fevers” (Humma Tedavisi için İngiliz ilacı) adlı kitap 1682′de Londra’da basıldı.

1693′de ise Çin İmparatoru Sheng-Tsu’nun sıtması Fransa’dan getirilen kınakına ile tedavi oldu.

İngiliz Thomas Sydenham (1624-1689), malarya (sıtma)’ya karşı kınakına kabuklarını kullandı.

1736′da Güney Amerika’ya inceleme gezisine giden Fransız matematikçisi La Condamine, kınakına ağacını ilk kez resmetti. Joseph de Jussieu da bu konuda çalıştı. Bu iki bilginin çalışmaları ile kınakınanın ilk çıktığı yer ve özellikleri botanik dünyasında öğrenilmeğe başlandı. George Griffenhagen’e göre, 18. yüzyılda kuzey Amerika ordusunda sıtmaya karşı kınakına kullanıldı. Bu arada İtalya’da Ramazzini, kınakına kullanımını yaygınlaştırdı. Ünlü İsveçli botanikçi Linne ise bu ağaca Cinchonae adını verdi ve kabuklara Cortex Cinchonae dendi.

1820′de Fransız eczacısı Joseph Pelletier (1788-1842), Caventou (1795-1877) ile birlikte kinini buldu.

Kınakınanın Avrupa’da yayılışını kısaca gördükten sonra Türkiye’ye gelişine bakarsak görürüz ki  18. yüzyılda halk tedavilerinde yeralmağa başlamıştır. Örneğin bazı Türkçe tıp yazmalarında ve bazı ecza defterlerinde kınakınadan sozedilmektedir. Hekim Bursalı Ali Münşî Efendi (? – 1747)’nin Tuhfe-i Aliyye (Kınakına Risalesi) adlı eseri, kınakınanın yetiştiği (ilke olan Perudan sözetmekte, ordan Avrupa’ya yayılışından ve Türkiye’deki tıbbi kullanılış şekillerinden bahsetmektedir. 1718 yılının sonlarında Bursa’da sıtmalı bir hastasını kınakına ile tedavi eden bu ünlü hekim, kınakına adının bazen başka bir drog olan kına ile karıştırıldığını yazmaktadır. Kınakına ağacına “Hayat ağacı” dendiğini de söyleyen Ali Münşî, droğun çıkarıldığı bitkiyi de tanımamaktadır. Ayrıca yazar, droğun lavman, lapa, infuzyon, dekoksiyon gibi kullanılış şekillerinden de söz eder.

Kınakınadan sözeden bazı attariye defterleri de vardır. Saray ve halk eczacılığında çok kullanılan drogları taşıyan 1774 tarihli böyle bir defterden alınan bir bölümde kınakınanın diğer droglar arasındaki miktarı ve para değeri şöyledir.

“    Zağfaran    Dârifulftil (Biber)
2 kıyye 250 dirhem    1, 5 kıyye
400 akçe    480 akçe
Kınakına    Lotur
15.5 kıyye (kıyyesi 600 akçe)    15 kıyye (kıyyesi 240 akçe)

9300 akçe2720    akçe    ”

Bu defterin sonunda droglanıı toplam miktarları ve para değerleri belirtilmektedir.

1816 tarihli gümrük tarife defterinde ise dışardan Türkiye’ye gelen ilaçlar arasında kınakına da vardır.

Yine 1831 yılına ait Manastır Askeri Hastanesi için hazırlanmış askeri ecza listesinde 100 dirhem (300 gr.) kınakına kabuğu ve 25 dirhem (75 gr.) sülfat de Quinine vardır. Bu listeden o zamanlar Manastırda ve Kosova’da görülen sıtma (malarya)yı kurutucu olarak önlemler alındığı anlaşılmaktadır.

Mustafa Hamdi Paşa, Kanun-u Sıhha adlı eserinde: “15 dirhem kınakına kabuğu kaynatılıp soğutulur ve sıtma için süzülerek sık sık içilir.” diye yazar. Bu arada yazar, kınakına şarabından: “Avrupa’da kmakınalı şarap pek maruf ve pek makbuldür. Mükemmel bir kuvvet ilacıdır. Spesialite nevinden birçok fabrikalar, eczaneler, ecza tacirleri bunu istihsal ederek her tarafa sevk ederler. Zayıf ve kansızlara, sıtma çekenlere, iştahdan mahrum olanlara verilir. Sincaabi, sarı ve kırmızı olmak üzere üç türlü kınakına vardır. En ziyade taneni havi olan sincabi kınakınadır. Ancak içinde kinin (sulfato) azdır, sarı kınakınada çoktur. İki cinsin arasında orta derecede olan kırmızı kınakınadır. Sarı kınakına iştahı az olanlara verilir. Sinirleri kuvvetlendirmek için sincabi kınakına verilir. Her türlü sıtmayı defetmek için kırmızı kınakına kullanılır. Bazı ağaç kabuğunu boyayarak kınakına kabuğu diye satarlar. Bu bakımdan Mısır Çarşısından alırken dikkat ediniz ki halis kınakına kabuğu alabilesiniz. Yukarda sayılan hastalıklar için kınakına kabuğu döğülerek, suda kaynatıp süzülür ve yemeklerden önce birer kaşık içilir. Yine kınakına kabuğu siyah kuru üzümle kaynatıp içilirse, bardak bardak içilebilir ve güzel bir kuvvet ilacı olur. Kınakına şarabı ise çeşitli isimlerde ve süslü şişelerde dörtte bir kilosu otuz-kırk kuruş olarak satılır. 50-60 derecelik 126 gr. ispirto ile 60 gr. dövülmüş kınakına karıştırılır. 2-3 gün sonra 2 litre kırmızı şarap ilave edilir ve 8-10 gün bekletilerek süzgeç kağıdından süzülür. Şarap olarak Malağa Şarabı da kullanılabilir. Bu şaraptan yemeklerden 5-10 dakika evvel veya yemek arasında yarım veya bir fincan içilir. Kuvvet vericidir ve sinir zafiyetine iyi gelir.” diye sözeder.

1874 tarihli Dr. Hüseyin Sabri’nin yazdığı ilk Türk Kodekslerinden Düstürü’l Edviye’de ise kınakına hakkında şu bilgi vardır: “Ticaretteki kınakınaların hangi cins ağaçtan olduğu bilmek gerekir. Tıpta 3 cins kınakına kullanılır. 1. Quinxuina grie Huanco: Huanco’nun Sincabı Kınakınası. 2. Quinquina Calisaya: Calisaya Kınakınası (sarı kınakına) 3. Quinquina rouge-Kırmızı kınakına (Peru). Eczanelerde bu cins ile Huanco kınakına kullanılmalıdır.”

Birgüvi Kâtipzâde Mehmed Nuri ise 1875′de yazdığı Fenn-i Tertib-i Edviye adlı eserinde: “Quinquina (kınakına): En çok kullanılan sarı kınakınadır. Kuvvet verici ve kabızdır. Tozu 20 ile 60 santigram kuvvet verici olarak ve günde 8-10 gram sıtmaya karşı kullanılır.” diye bildirir.

Dr. Şerafettİn Mağmunıi ise 1911′de yazdığı Kamus’u Tıbbi adlı kitabında, sincabi, kırmızı ve sarı kınakına cinslerinden sözeder. Mağmumi’ye göre: “C. calisaya’dan alınan sarı kınakına az kabızdır. C. succirubra’dan alınan kırmızı kınakına ise kinince zengindir. Çok miktarı şiddetli tahriş yapar, mide ve barsak zehirlenmeleri görülür. Drog, toz, infüzyon, dekoksiyon, alkollü hulâsa, tentür, şurup halinde kullanılır. Sıtmaya iyi gelen droğun matbuhu (dekoksiyonu) ile haricen bazı yaralar yıkanır. Tozu ise diş tozlarının terkibine girer,”

Eski Mısır .Çarşısında yıllardanberi satılmakta olan drog bugün de bazı aktarlarda bulunmaktadır.

Geleneksel Halk Reçeteleri:

1- Sıtma tedavisi için 1 kg. kara üzüm, havanda dövülür, 100 gr. kınakına, yeter miktarda su ve şarapla birlikte karıştırılır. Bu karışımın üstü kapakla Örtülerek kaynatılır ve süzülür. Bu sudan yemek aralarında birer çay kaşığı içilir.
2- Sıtma tedavisinde diğer bir formül şöyledir: 10 gr. Kınakına, 10 gr. turunç kabuğu tozu, 10 gr. acıyonga, 1 kg. su ile kaynatılır ve soğuduktan sonra aç karnına birer fincan içilir.
3- İştah açıcı olarak, 10 gr. kınakına kabuğu tozu, 10 gr. tarçın ve 5 gr. acıyonga karıştırılır ve 10 dakika kaynatıp soğutulduktan sonra aç karnına birer fincan içilir.
4- Kuvvet verici ve iştah açıcı olarak kınakına kabuğu 1 İt. şarabın içine konur, bunun üzerine 60 derecelik ispirtodan 60 gr. eklenip sekiz gün bekletilir ve sonra süzülür. Meydana gelen şaraptan içilir.

Modern Tıptaki Yeri: Kınakına kinin alkaloidi taşıdığı için sıtma tedavisinde etkilidir. Ayrıca kınqakına kabuğunun iştah açıcı özelliği, dildeki tat memeciklerini uyararak tükrük ve mide salgısı sekresyonuna neden olmasındandır.

Kınakınanın bazı galenik preparadarı modern tıpta kullanılırlar. Elixir cinchonae, Extractum chinchonae sprituosum (kınakına alkollü ekstresi), Extractum fluidum chinchonae, Sirupus chinchonae (Kınakına Şurubu), Tinctura chinchonae (kınakına tentürü) ve Vinum Chinchonae (Kınakına Şarabı) bunlar arasında olup Türk kodeksinde kayıtlıdırlar.

Bir Cevap Yazın